1 Temmuz 2012 Pazar

Uzaylılar Almanya`ya inecek

Tanrıların Arabaları adlı kitabıyla satış rekorları kıran dünyanın en büyük bilim şarlatanlarından İsviçreli yazar Eric Von Daeniken, ilginç bir kehanetle yeniden ortaya çıktı ve Maya takvimine göre uzaylıların Almanya`ya ineceğini iddia etti.  

Uzay ve bilim konularındaki fantastik araştırmaları ile fırtınalar koparan ama yazdıkları özünden şarlatanlıktan ileri gitmeyen İsviçreli yazar Eric Von Daeniken yine gündemde. Tanrıların Dönüşü adlı kitabıyla yayın dünyasına dönüş yapan yazara göre uzaylılar 23 Aralık 2012`de Noel gecesi Almanya`daki Köln Katedrali
üzerinden dünyaya inecek. Araştırmacı yazar, uzaylıların düşman mı yoksa dost mu olduğunu bilmediğini ancak Eski Mısırlılar`a olduğu gibi bugünün insanına da yeni bilgiler öğretebileceklerini iddia etti. Daeniken`in varsayımı şöyle: Dünyanın en ileri medeniyetlerinden Mayalar`ın takvimi 2012`de bitiyor. O yıl Aralık`ta Güneş, Samanyolu Galaksisi`nde 26 bin yılda bir gerçekleşen çok özel bir konuma gelecek. Ayrıca Köln Katedrali Avrupa`da ki Vatikan ve İspanya`daki Santiago del Compostela ile kutsal Hıristiyan üçgenini oluşturuyor.


Noel`de uzaylılar işte bu medeniyeti görmeye gelecekler. 32 dile çevrilen ve 64 milyon satan Tanrıların Arabaları`nın 71 yaşındaki yazarı, pek çok hayranı ve kendisine inanan binlerce müridi hala UFO ve dünya dışı varlıklarla ilgili otorite olarak gösteriyorlar. Daniken`in yerli versiyonu olan Hans Von Aisberg de benzeri hayali araştırmalarla yılllarca insanları kendisine inandırmış ve geçtiğimiz günlerde sahtekarlıkları ortaya çıktığı için tutuklanarak ceza evine konulmuştu. .

2025'e kadar Dünya ekseni değişecek

Alametler 2007'de başlayacak.Nostradamus'a göre 2006'da yağmur ormanları yok olacak. Bir yıl sonra da kuraklık başgösterecek.

Ardından Dünya'yı depremlerle dolu bir 18 yıl bekliyor. 2025'te ise Dünya'nın ekseni değişecek.
Salgın hastalıklar ise cabası. En ölümcül salgın da 'Büyük Neptün' yani Amerika'da baş gösterecek
İşin ilginç tarafı, kâhinin 1555'te yazdıkları, BM'nin küresel ısınma raporuyla ciddi benzerlikler taşıyor.

2025'e kadar Dünya ekseni değişecek

Dünya’yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucu 2025 yılına kadar Dünya ekseninin değişeceğini söylüyor.

New York'lu şifre çözücü Peter Lorie, 'gelecek mühendisi' olarak tanımladığı Nostradamus'un dörtlüklerinden hareketle, bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiğini, ama insanoğlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiğinin altını çiziyor. "Nostradamus'un kehanetlerine göre 21'inci yüzyılın başı yeni olaylara gebe" diyen Lorie kahinin 'Yüzyıllar' eserinden örnekler veriyor.


2007'YE DİKKAT

Dünya'nın merkezinden çıkan volkanlar, New York civarında sarsıntılara sebep olacak. İki büyük kabahat uzun bir savaşa tutulacak Ve sonra Syracuse yeni bir nehri kızıla boyayacak Mars, Merkür ve Ay bir araya geldiğinde, Hindistan'ın güneyine ve Asya'ya doğru Büyük kuraklıklar olacak Dünya depremlerle titreyecek Kahinin bu kehanetlerinden yola çıkan Lorie, dörtlüklerde içinde bu yüzyılın problemlerinin anlatıldığını söyleyerek insanları uyarıyor: "Bu hızla gidersek, 2006 yılından itibaren hiç tropikal orman kalmayacak. Böylece ağaçlar havayı temizlemek görevini yerine getiremeyecek. Problemler 2007 yılından itibaren kendini hissettirmeye başlayacak." Ünlü şifre çözücü, iklim bilimcilerin yeni bin yılın ilk yıllarında dünyanın şimdiye kadar görülen en büyük kuraklığa sahne olacağını söylediğini belirtiyor ve ekliyor: "Fırtınalar her zamankinden daha sık olmakta. Yakın zamana kadar büyük fırtınalar birkaç yılda bir olmaktaydı. Ancak şimdi neredeyse altı ayda bir görülmekteler." Lorie'ye göre, kahin dörtlüklerinde 2025 yılına kadar sadece depremlerden değil, belki dünyanın ekseninin bile değişimine sebep olabilecek 'sismik aktivitelerden' bahsetmekte. Baharda kehanetler olacak ve bunu takip eden olağanüstü gelişmeler, Ülkelerin altının üstüne gelmesi ve büyük depremler... Ekim ayında da dünyanın büyük bir hareketi olacak Ve gezegenin yerçekimini kaybettiğini düşünecek insanlar olacak, Cehennemin derinliklerine gömülecekler. New Yorklu yazar, 21'inci yüzyılda amansız hastalıkların insanoğlunun başını çok ağrıtacağını da, Nostradamus'un dörtlüklerinden örnekler vererek açıklıyor.

  
SALGIN HASTALIK

İki şehrin girişinde ve içinde, Daha önce hiç görülmemiş iki hastalık olacak Demir hariç, hastalığın yol açtığı açlıktan en sonunda, Büyük ebedi Tanrı'ya yardım için yalvaracaklar. Yüzyıllar kitabında yaklaşmakta olan büyük bir salgın hastalığa dair birçok dize vardır. Lorie'ye göre Nostradamus, etkisi çok daha büyük olacak ve ABD'yi sarsacak bir salgından söz ediyor. Bunlar HIV virüsü, depresyon, uyuşturucu bağımlılığı, yoksulluk, deli dana, cehalet ve önyargı...

2012 Maya Kehanetlerinin Sırrı

Tüm büyük dinler, sistemlerin ve uygarlıkların çöküşleri ile ilgili büyük mitlere ve önemli efsanelere sahiptir.

Bunlardan en önemlileri İslamiyet’in Kutsal Kitabında ve Hıristiyanlığın İncilinde yazan bazı uygarlıkların Tanrı tarafından azdıkları ve çeşitli şekillerde sapkınlıklara daldıkları için, yok ediliş hikayeleridir. Bu hikayenin benzerlerini Brahmanizm’in Upanişad destanlarında görürüz. Eski çağlarda, bildiğimiz tarihin dışında da bir şeyler olduğu, yapılan arkeolojik çalışmalarda da görülmektedir. Dev Mısır piramitleri İngiltere’deki Stonehenge, Kamboçyadaki Angkor ve daha niceleri zamanın başlangıcının ve devamının bildiğimiz tarihten çok daha eskilere dayandığını bizlere gösteriyor. Bazı araştırmacılara göre, Mısır piramitlerinin yapım yılı M.Ö
10,500 olabilir. Biz yazıyı, M.Ö 4000’ler civarı bulurken, bir başka uygarlık 10,500’lerde dev mimari yapılar yapıyor ise, o zaman bizim yazıyı bulduğumuz tarihin gerçekliği ile ilgili modern arkeolojik gözlemlerde anlaşılamadık ve alışılmadık şeyler var demektir. Mısır ile ilgili göksel tarihlemenin 10,500 ile olan bağını incelemek için Robert Bauval ve Adrian Gilbert’ın 1994 yılında hazırladıkları “Orion Mystery” isimli kitap ile Graham Hancock ‘un araştırmalarına bakabilirler.

Yazımın ismi “Sonun başlangıcı”. Biraz can sıkıcı biliyorum. Fakat, tüm umutlu bekleyişlere rağmen çabaların azlığı nedeni ile insanlık, herkesi hırpalayacak bir sona doğru gitmekte. Dünyanın manyetosferi gittikçe zayıflamakta. İnsanoğlu önümüzdeki yüzyıldan itibaren, aciz olduğu doğa karşısında, doğa güçlerini ne kadar anlamaya çalışsa da yetersizliğini fazlası ile görecek. Kapitalist sistemin veya hangi “İzm” olursa olsun, ille de bir İzm’in peşinde koşan insanlık, hala futbol maçlarının , iç çamaşırlarının veya borsa kazançlarının peşinde ilkel bir şekilde düşüne dursun, yaşadığımız dünya çok ama çok ciddi büyük bir değişim geçiriyor.

Ortalama 5 milyar yaşında olan dünyamız, kim bilir bu değişimi kaç kere yaşadı. Bilmediğimiz tarih, dinler ve efsaneler ile gelen anlatılar bu değişim ve tarih ile ilgili de pek çok bilgiyi içeriyor. Biz görmek, duymak istemiyoruz. Geçmişin bilgilerine direniyoruz. Araştırmayan ve düşünmeyen bir 19 yüzyıl geçirdik. Araştıranlar, üretenler ve yaratanlar çeşitli dogmatik düşüncelerin baskısı ile yok edilmeye çalışıldı. Siyasi güç, her zaman toprak sahibinin veya parası olanının elinde olan bir dönem yaşadı. Kısacası ruhumuzu kaybettik. 19 yüzyıl boyunca birbirimizi yedik. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı -ki bu bence tek bir savaşın iki ayrı yönüdür- kaybedilen insan sayısı 20. Yüzyıl haricinde 19 yüzyıl boyunca doğan insan sayısından fazla. 150 milyona yakın insan ya öldü, ya sakat kaldı ya da çalışma kamplarında insan değillermiş gibi yakıldı,yok edildi,imha edildi. Medeni değiliz. Olduğumuzu iddia ediyoruz. Zannediyoruz. Nasıl olduğu şaibeli olarak son yüzyıl içinde inanılmaz teknolojik keşifler yaptık. 2. Dünya savaşından sonra, o kadar hızlandık ki, dedelerimizin gaz yağı ile ilkokulu okuduğu dönemlerden sonra şimdi çocuklarımız internet kullanıyor, büyüklerimiz kara trenleri hatırlarken, bizler çok gelişmiş, konuşarak yolu tarif eden otomobiller ile seyahat ediyoruz. 1900’lerin başında uçak seyahati bir hayal iken, şu anda hava yolu şirketlerinin çığırtkanlıkları ile, yapmış oldukları indirimler sayesinde komik ücretlere uzun mesafelere seyahatler yapabiliyoruz. Gökyüzünde demir kuşlar uçuyor. Her gün evimizdeki iletişim cihazı televizyonumuz yüzlerce kanal ile bize bilgi aktarıyor. İnternet 6 yaşındaki çocuğun rahatlıkla kullanabileceği bir hale geldi. Teknolojik olarak ilerideyiz. Ama uygarlaşmıyoruz.

Uzun zamandan beri 21 Aralık 2012 ile ilgili araştırmalar yapmaktayım. Beni yakından takip edenler bunu çok iyi bilir. Hiçbir zaman bir kehanetin altında astrolojik ve sosyal gerçeklikler yok ise, bunu çok fazla önemsemedim. Galaksi dizilimi, dünyanın yok foton kuşağına yaklaşımı, pleides takım yıldızına doğru yaptığımız yolculuk, inanın bunlar bana deli saçması geliyor. Çağımızın bilim ile bilimdışı arasında belli noktalarda kalmış filozoflarının yapmış olduğu felaket çılgınlıkları.

Ancaaaak, bir gerçek var ki, şu mayaların 21 Aralık 2012’ de olacak kehaneti ve Nostradamus’un söylenceleri. Çoğunluğunuz bilir mi bilmiyorum; Nostradamus’un dörtlükleri hiçbir bilim insanın reddedemeyeceği kadar açıklıkla gerçekleşmektedir. İstatistiki ve matematiksel tüm çürütme çalışmaları , Nostradamus’un kehanetleri üzerinde işlememekte ve bu kehanetlerin nasıl yapıldığına dair bilimsel çalışmalar bile yapılmaktadır. Michel de Nostredame, çağını aşmış ünlü bir hekim, filozof ve benim gibi klasik tekniklerle uğraşan Astrologlar için ise, büyük bir Astrolog’tur. Michel de Nostredame; büyücü veya bir kısım insanların söylediği gibi görünmez varlıklardan haber alan, bedensiz varlıklar ile görüşen biri değil, büyükbabasından öğrenmiş olduğu kabalistik Astrolojik teknikleri çok doğru kullanabilen , artık biz batı Astrologlarının erişmesinin neredeyse imkansız olduğu sabit yıldız ve gökyüzü derece tablolarının ana dili gibi bilen, ve astrolojinin varoluş sebebinin,Tanrısal ilhamı yeryüzüne yaymak olduğuna inanan inançlı ve çağımızın en büyük Astrologu idi.

O, 3000’li yıllara kadar devam edecek olan dünya uygarlığının 2000’li yılların başlarından itibaren çok büyük bir buhran geçireceğini de öngörmüştür. 21 Aralık 2012 hakkında ve Maya kehanetleri zamanın sonu veya yaradılış ile ilgili çalışmalar yaparken, yıllar önce İngiltere’de birlikte çalıştığım ve bugünlere gelmeme sebebiyet veren , hocam Nicholas’ın birkaç sözünü hatırlatmak isterim. “Büyük felaketler veya büyük değişimlerden önce önemli bir Ay ve Güneş tutulması olur. Ay ve Güneş tutulmaları sosyal toplum içinde çok büyük değişimlerin olacağı dönemleri gösterir Sevgili Oğuzhan” demişti. 90’lı yılların başı idi. 19 yaşın vermiş olduğu gençlik ve delilik ile Güneş ve Ay tutulmalarının önümüzdeki dönemlerdeki etkilerini hesaplamaya çalışmıştım. 1999 yılında oluşacak olan Güneş tutulmasının çok ciddi felaketlere sebebiyet vereceğini ise 4 yıl önceden söylemiştim. Bunlar o zamanlar yazıldı,duyuruldu. Her neyse, 21 Aralık 2012’ye gelirsek, öncesinde ve sonrasında çok önemli bir tutulma döngüsü görünmemekte.

21 Aralık 2012’nin hemen öncesinde Haziran ayında oluşacak olan Venüs tutulumu 2012 ve sonrasında oluşacak olan olayları da tam anlamı ile ifade etmiyor. O zaman Maya takvimi ile Miladi takvim arasında bir farkın olabileceğini düşündüm kendimce. Ve gerçekten beni haklı çıkaracak şeylerde buldum. 21 Aralık 2010’da Mayaların yaşadığı Guatemala ve Meksika’nın güneyi civarında çok net görünecek bir Ay tutulmasının olacaktı. Sonrasında bu anlamda internette yaptığım araştırmalarda Cotterell gibi ciddi astrofizikçilerin aslında Maya ve Miladi takvim arasında iki yıllık fark olabileceğini yazdıklarını hayretle gördüm. Tabii ki bir ben düşünecek değildim bu mantığı. Ve o sırada hocam Nicholas’ın büyük felaketlerden önce önemli Ay ve Güneş tutulmaları olur” sözü yeniden aklıma geldi.

Evet sevgili okuyucular hepimizin 21 Aralık 2012’de beklediği Maya kehanetlerindeki asıl tarih bence 21 Aralık 2010’dur.

Mayalar, tüm bu çalışmalarını Güneş ve Ay’ın gökyüzündeki konumlarına göre yapmışlardır. Kehanetlerini kullanırken, Güneş’in manyetik fırtınalarının yoğun olduğu dönemleri hesapladıkları da bilinmektedir. Tabii ki Maya’lar, bizim şu anki uygarlığa ve teknolojiye bakış açımıza göre çok daha farklı, daha özel bir takvim, farklı bir hayat görüşü, teknoloji ve uygarlık biçimine sahiptiler. Şimdi gökyüzünden tam anlamı ile uzaklaşan biz insanoğlu, bu bilgileri yalnızca belli dönemlerde ve basite indirgenmiş bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Onlar, hatta bizim ilkel diye nitelendirdiğimiz uygar toplumlar, evrendeki her parçanın bir bütünü temsil ettiğini ve evrendeki materyaller arasındaki ilişkilerin olaylara sebebiyet verdiğini açıkça bilmekteydiler. Sümer’de de bu böyledir, eski Arap toplumlarında da, Türk toplumlarında da. Gökyüzü ile uğraşmayan tek bir toplum yoktur eski çağlarda.

Eski uygarlıklar gökyüzünde nadir görünen, tekrarlayan bazı görünümlerin dünya ve doğa üzerindeki etkilerini ve değişimlerini de fark etmiştir. Ayın 28 günlük döngülerinin tüm canlılarda üreme ile ilgili bir zamanlamaya sebebiyet verdiğini, Venüs’ün gökyüzündeki pozisyonunun insanın dişi cinsi dahil tüm dişilerde hamileliğin başlangıcı ve sonlanması ile ilgisi olduğunu ifade eden yüzlerce eski parşömen vardır. Biz profesyoneller biliriz ki çoğunlukla da bu eski kadim zamanlardan kalan parşömenlerden kalan yazılar şaşırtıcı bir derecede işe yaramaktadır.

Meteorolojik çalışmalar ve gözlemler gibi, ciddi Astrolojik gözlemler ve Güneş sistemimizdeki hareketler ile, sosyal bağıntılar arasındaki hareketliliği de çözebiliriz. Dolunay dönemlerinde kalp krizi , kriminal davranışlar ve intiharların , diğer günlere göre çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Hatta gelişmiş batı ülkeleri İngiltere, İsveç, Finlandiya gibi ülkelerde Acil servisler ve Polis, dolunay günleri çoğunlukla izinleri kaldırır veya güvenliği daha da fazlası ile ön plana çıkartır. Nedeni bilimsel istatistikler ile çözülememiştir. Ama sonuçlar bellidir. Biz Astrologlar için ise, hangi dolunayların daha tehlikeli olduğunu görmek son derece basittir.

Sonun başlangıcı demiştim. 21 Aralık 2010’da Guatemala üzerinde oluşacak olan Ay tutulması , Astroloji’de, insanlığın çok önemli ağır bir sınav ve değişim dönemine girmesini göstermesi açısından önemlidir. İkizler burcunun son derecesinde oluşacak olan tutulma, astrolojik anlamda anaretik yani ölümcül derecededir. Bu derece daha ziyade yıkım, şiddetli değişim ve büyük dönüşüm dönemlerini gösterir.

Tutulma esnasında Ay’ın İkizler burcunda, Güneş’in Yay burcunda, Mars ile Plüton’un neredeyse Oğlak burcunda kavuşum halinde görünmesi, Mayalar için felaketleri ve büyük yıkımları gösteren Venüs gezegeninin, ölüm, yer altı kaynakları, depremler ve yıkım ile ilgili Akrep burcundaki hareketi, Uranüs’ün Jüpiter’in Balık burcundaki kavuşumu ve bu tutulmanın büyük koruyucu diye nitelendirilen Jüpiter’e, insansal egoları temsil eden Güneş ile kare yapması, dünya üzerinde doğal felaketlerin gittikçe artacağını temsil etmektedir. Uranüs’ün Balık burcunda, dünya üzerinde suları temsil eden Neptün ile karşılıklı ağırlama pozisyonunda olmasının ve Uranüs’ün bu ağırlama esnasında Ay ve Güneş’e yıkıcı bir açıda bulunmasının ana etkisi global tayfun anlamına gelir. Deniz yüzeyinde kabarmalar, global fırtınalarda artış, tufana varacak yağmurların hızla artması, tabi bunun sonucunda büyük deniz ve hatta uçak kazaları.

Dünya üzerinde manyetik alanda gittikçe artan zayıflamalar ve düzensizlikler, Güneşin manyetik alanında dengesizlikler ve büyük Güneş fırtınalarının başlangıcı ile birlikte, Merkür ve Uranüs arasındaki gökyüzündeki ayrı kare pozisyon, teknolojik cihazlarda olabilecek arızalar, Mars-Plüton kavuşumu ise buna rağmen insanların kaşınması, savaş, ve çatışmalardır. Bu arada Uranüs’ün ciddi depremlere sebebiyet verdiğini, Plüton’un ve Mars’ın volkan ve yanardağ faaliyetleri ile ilgili olduğunu bildirmekte fayda var. Saygı duydum. Binlerce yıl önceki Mayalı meslektaşlarımın bizler gibi teknolojiyi kullanmadan, bu kadar karışık görünümlü hesaplamaları yapmaları, sahip oldukları matematiksel bilgiye ve onu kullanma şekillerine, bu bilgiyi sosyal anlamda yorumlamalarına saygı duydum.

Anaretik derecelerde olan tutulmalar bir dönemin bitişini, bir yüzyılı, bir miladı, yeni bir milad ile, yüzyılın başlamasını da temsil ederler. Bu gökyüzü görünümü dünya ananın bu değişim süreci içinde biz çocuklarını büyütürken, geçirmiş olduğu süreçlerden çok daha farklı bir sürece girdiğini gösteriyor. 21 Aralık 2010’dan itibaren buzulların erimesi veya şehirlerde tayfun sel ve deprem gibi, kavramlar ile birlikte grip enfeksiyonlarına ve ölümcül salgınlara sebebiyet vermesi, inanın ki çok bilindik şeyler olacak. Eee hadi hala borsa ile uğraşalım, hisse senetlerinden paralar kazanmaya çalışalım. Beyaz gömlekli arkadaşları zengin edelim. İş toplantılarında önemli kararlar alalım. Rating kaygılı diziler yayınlayalım. İnsanları çeşitli kandırmacalar ile uyutmaya devam edelim. Gazetelerin arkasına çıplak kadın resimleri koyalım. Kedi nankördür diyelim sonra da birbirimize olan sevgisizliğimizi ve nankörlüğümüzü hayvanlara yansıtalım. Fakirlerin haklarını yiyelim, siyah filmli jiplerimizle patronculuk taslayalım.

Mahatma Gandi ne güzel söylemiş. “Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin”

İnsanın uygarlaştığı ama ahlaksızlaştığı bir dönem içindeyiz. Sevgilisini kıskançlık uğruna kesenler, 18 yıl boyunca bir çocuğa sapıkça tecavüz edenler, bebeklerini genel evlere satanlar, cahillik , bilgisizlik ve erdemsizlik . Eskiler ne demiş; bazılarımız para ve güç peşinde koşar, bazılarımız şöhret şan, bazılarımız iktidar ve güç. Bazılarımız ise bunları sadece seyreder ve eğlenir. Dünya insanı ne kadar inançlı gibi görünse de ben diyim Tanrısal, siz diyin doğa olaylarından kaynaklanan ciddi ve büyük olmak üzere bir sınav yaşayacak. Belki bir gün yeni mitolojik hikayelerde uygarlığımızın sapkınlığı ve yok oluşu insanlara ibret için anlatılacak. Tıpkı eskiden olduğu gibi… Anlamak isteyene tarihte,mitolojide ve din kitaplarında büyük dersler var. Ama sadece anlamak isteyene…

Ölüler Dirilecek

Büyük yedi rakamı sonunda dönünce, Töresel Oyunların zamanında Dünya göğe doğru dönüşünü durdurmadan Çoktan ölmüş olanlar topraktan çıkacak.

Ünlü şifre çözücü, Nostradamus'un burada kutsal kitap benzetmesine başvurarak ölülerin dirilmesinden söz ettiğini düşünüyor. Lemesurier'e göre dörtlükte ilginç olan, buna kendi iki kehanet unsurunu da eklemiş olması. Olayı kronolojik olarak özgün Fransızcası'nda "Kurban Oyunlar" diye herhalde Olimpiyatlar'ın
gelecekteki bir biçimine bağlamış. Dünya düzeninin bu sona erişi yedinci bin yıl sonunda (Kahinin Tevrat kronolojisine göre 2827/28 yılında) yer alacak. Nostradamus "gördüğü" şeyleritanımlamakta da çok başarılıydı.
Mehdi 'Altın çağ'la geliyor
Fransız kâhin "Mehdi 2016 ile 2020 arasında Asya'da çıkacak" diyor.
Ve hemen ardından da 'Altın Çağ' denen 1000 yıllık barış dönemi başlayacak.
Prof. Gündüz 'Mehdi Müslümanlar arasından çıkacak kurtarıcı figür' diyor.
Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak
Nostradamus, Ortadoğu kökenli bir Mehdi'nin Asya'da belireceğini ve onun gelişiyle, Dünya'nın 2016-2020 yılları arasında Altın Çağ'a gireceğini söylüyor.
Ünlü Alman edebiyatçı Goethe'nin, "Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi..." satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle 'karamsar kahin' yakıştırması yapıyor.
İyiliğin Savaşı
Ancak bugünkü bölümde ünlü kahinin 'barış'ın hüküm süreceği günleri ve öncesinde Mehdi'nin dünyaya gelişini' anlattığı kehanetlerini yayınlıyoruz. Kahin, Mehdi'den kitabın onuncu cildinin 75'inci dörtlüğünde bahsediyor:

    Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa'ya; Asya'da ortaya çıkacak Hermes'in birliğinden gelen biri, Doğu'nun bütün krallarının üstünde ünlenecek.

Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor:
"Kahin 'beklenen kişi' ile Mehdi'yi kastediyor. Ve Mehdi Asya'da ortaya çıkıyor." Ancak üçüncü satır Velch ve diğer şifre çözücüler arasında tartışma başlatıyor:
'Hermes'in birliğinden gelen biri.'
Hermes, Mısır mitolojisinde 'Tanrılar'ın mesajcısı'dır. Yani Nostradamus, Asya'da ortaya çıkacak bu liderin aslında Ortadoğu'dan, Mısır'dan geleceğini görmüş olabilir. Bu nedenle Velch ve diğer şifreciler de bu satırı "Ortadoğu kökenli Mehdi, Asya'da belirecek" diye özetliyor. Peki Mehdi ne zaman gelecek? Şifre çözücüler, bu tarihi "Altın Çağ" olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016-2020 "Kötülüğün iyilikle savaşı" ile ilgili, Nostradamus'un kral II. Henry'ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor:

    Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn'ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı, Tanrı, Şeytan'a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak

Günümüzle ilgili şaşırtıcı kehanetler...

Kehanet deyip geçmeyin  zira aşağıda okuyacaklarınız gerçekten şaşırtıcı ve bir o kadar da düşündürücü.

Belki şunu diyebilirsiniz; “Canım, her dönem benzer olaylar yaşanmıştır ve birileri de bunlara kehanet demişler işte...” Ama bunu dediğinizde yanılırsınız çünkü öngörülenler hiç olmadı, hiç yaşanmadı... Fakat şimdi yaşanıyorlar, yaşanacaklar ve acımasız gerçeklerle yüzyüze kalabiliriz... İşte size Orta Doğu olayları ve Küresel Isınma kehanetleri...

Babil... Bağdat...

Tevrat/Babil–Jeremiah Peygamber Isaiah Peygamber bölümleri

“ Babil’e karşı büyük miletler uyanacaklar... ve ona karşı dizilecekler...”
“ Herkesi Babil’e karşı çağırın, çepeçevre ona karşı ordugah kurun, kimse oradan kaçıp kurtulmasın...”
“ Ey sen, çok sular üstünde oturan, bol hazineleri olan, sonun geldi, kötü kazancının ölçeği doldu...”
“ Bütün memleketi (Babil’i) viran etmek için Rab ve gazabını silahları uzak bir diyardan, göklerin ucundan geliyor...”
“ Kuru, senin ırmaklarını kurutacağım...”
“ Suları üzerinde kuraklık ve onlar kuruyacak... Ve onun denizini kurutacağım...”

Zamanların Sonu...
İsa ve Zechariah Peygamberler ve Vahiy Kitabı (Havari Yuhanna/Apocalypse) ve İncil/Matta ve Luka.

“Zamanların sonu İsrail’de incirler açtığı zaman gelecek...”
Birçok dini uzmana göre İsrail’in simgesi  incirdir ve İsrail incir çiçekleri çoktan açtılar.

“Zamanların sonu, Kudüs, uluslararası bir sorun olunca gelecek...”
Bu çok açık bir kehanet, Kudüs hep sorundu ve hala sorun...

“Zamanların sonu, İncil, tüm dünyada okununca gelecek...”
Tüm dünya artık herşeyi okuyor, tv ve internet yeterli değil mi?.

“Zamanların sonu, tüm dünya olaylara canlı tanık olduğunda gelecek...”
Bu da çok açık ve çarpıcı, medya ve internet aracılığı ile insanlar herşeyi canlı izliyorlar.

“Zamanların sonu, ordular Fırat Irmağı’nı geçtiklerinde gelecek...”
Gördük ki Fırat´ın üzerinden ordular geçti...

Nostradamus ve Küresel Isınma...

Şimdi, birkaç tane seçilmiş Nostradamus örneğini görelim...
(Centuries’den seçmeler...)

Gizli ateşlerle, birçok yer sıcaktan yanacak ,
Az yağmur, sıcak rüzgar, çatışmalar, yaralar.
Aniden büyük bir tufan olacak,
Gök, hava ve toprak belayla dolu, karanlık,
20.Yüzyıl’ın sonunda, Büyük Beyaz Ölüm soluğu ile acımasızca gelerek, dünyayı beyaz cehenneme dönüştürecek,
Buzlu rüzgarlar ve fırtınalar dünyayı 40 gün, 40 gece etkileyecek,
Büyük Beyaz Ölüm’den kurtulanlar için yaşamın değeri çok büyük olacak,
Beklenen Kıyamet Günü (Armageddon), 2000’lerde gerçekleşecek,
Yüzyıl yenilenirken salgın hastalıklar, kıtlık artacak, ölüm askerlerden gelecek,
Az yağmur, sıcak rüzgar, çatışmalar, yaralar.
Büyük kıtlığın yaklaştığı görülünce,
Kıtlık sık olacak, sonra evrensel olacak,
Büyük, uzun, çok güçlü olacak,
Ağaçlar köklerinden, çocuklar annelerinden kopacak.

Nostradamus´a göre 2006´da yağmur ormanları yok olacaktı ama azalsalar da hala varlar. Ve bir yıl sonra da yani 2007’de kuraklık başgösterecek. Ardından Dünya´yı depremlerle dolu bir 18 yıl bekliyor. 2025´te ise dünya´nın ekseni değişecek. Salgın hastalıklar ise cabası. En ölümcül salgın da “Büyük Neptün” dediği Amerika´da baş gösterecek. Kahinin 1555´te yazdıkları, BM´nin küresel ısınma raporuyla ciddi benzerlikler taşıyor. Dünya’yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucunda 2025 yılına kadar dünya ekseninin de değişeceğini söylüyor. New York´lu şifre çözücü yazar Peter Lorie, gelecek mühendisi olarak tanımladığı Nostradamus´un dörtlüklerinden yola çıkıyor ve bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiğini ama insanoğlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiğinin altını çiziyor ve; "Nostradamus´un kehanetlerine göre 21´inci yüzyılın başı yeni olaylara gebedir" diyor. Bunlar neler..?

Dünya´nın merkezinden çıkan volkanlar, New York civarında sarsıntılara sebep olacak sonra Syracuse yeni bir nehri kızıla boyayacak Mars, Merkür ve Ay bir araya geldiğinde, Hindistan´ın güneyine ve Asya´ya doğru büyük kuraklıklar olacak. Dünya depremlerle titreyecek. Lorie, dörtlüklerde bu yüzyılın sorunlarınınn anlatıldığını söyleyerek insanları uyarıyor; "Bu hızla gidersek, 2006 yılından sonra hiç tropikal orman kalmayacak. Böylece ağaçlar havayı temizlemek görevini yerine getiremeyecek. Asıl sorunlar 2007 yılından itibaren kendini hissettirmeye başlayacak." Ünlü şifre çözücü, iklim bilimcilerin yeni bin yılın ilk yıllarında dünyanın şimdiye kadar görülen en büyük kuraklığa sahne olacağını söylediğini de belirtiyor ve ekliyor; "Fırtınalar her zamankinden daha sık olmakta. Yakın zamana kadar büyük fırtınalar birkaç yılda bir olmaktaydı. Ancak şimdi neredeyse altı ayda bir görülmekteler." Lorie´ye göre, kahin dörtlüklerinde 2025 yılına kadar sadece depremlerden değil, belki dünyanın ekseninin bile değişimine sebep olabilecek sismik aktivitelerden bahsetmekte. Baharda bunlar olacak ve bunu diğer olağanüstü gelişmelerizleyecek. Ülkelerin altının üstüne gelecek ve büyük depremler yaşanacak... Ekim ayında da en büyük hareket olacak ve insanlar gezegenin yerçekimini kaybettiğini düşünecekler. New Yorklu yazar, 21´inci yüzyılda amansız hastalıkların insanoğlunun başını çok ağrıtacağını da, Nostradamus´un dörtlüklerinden örnekler vererek açıklıyor.

Bunlar olabilir mi? Ama eğer isterseniz biz Mayaları, Nostradamus’u bir yana bırakabilirsiniz zaten şu ana kadar okuduklarınız yeterli değil mi? Devam edelim...

Ve inanılmaz Shipton Ana...

İngiliz Kahine Shipton Ana’nın kehanetleri içeren orjinal kopyalar (Yani o dönemde yapılmış olan kopyalar), Güney Galler’de Mitchell Eyalet Kütüphanesi’nden otuz yıl önce çalındı. Hala izi bulunamadı. Orijinal el yazmaları ise aynı yerde kilitli bir odada saklı ve ziyaretçilerin görüşü yasak. Bilindiği kadarıyla, kehanetler yüzyıllarca aynı yerde kavanozların içinde rulo olarak bulunmuşlardı. Sonraki yüzyıllar içinde yapılmış olan bir diğer kopya ise Londra Swiss Cottage Kütüphanesi’nde saklanıyor. Shipton Ana günümüzden söz ederken bazı yerlerde ne demek istediği açıkça belli oluyor. Yorum yapmıyor, çevirileri sunuyorum...

Gelecek zamanda nelerin olacağına dair,
Dünyanın altüst olduğu zaman geldiğinde,
Alevli yıl kısa zamanda gelirken,
Aşk ölecek ve evlilik sona erecek, (Beraber yaşamak)
Ve uluslar azalacak, bebekler azalırken, (Kürtaj)

Fırtınalar ve okyanuslar kükreyecek,
Eski ülkeler ölecek, yenileri doğacak,
Kızgın canavar göklerden geçecek,
Dağlar kükremeye başlayacak,
Depremler düzlüğü kıyıya ayırıyor,
Ve sel gibi sular içine saldırıyor,
Karalarda tufan olacak, gürültüyle,
İnsanoğlu çamur bataklığına gömülüyor,

Fışkıran sular azalıyor,
Ve insanlar ölecekler, susuzluktan evvel,
Okyanuslar kıyılardan yükseliyor,
Ve ülkeler çatırdıyor, yırtılıyor, yeniden,
Ve bir uzak soğuk yerde,
Bazı insanlar, oh, ne kadar az bir grup,
Kendi sağlam yerlerini terk edecekler,
Ve dünyada kısa bir süre, çok az sayıda,
İnsan ırkı yeniden başlıyor,

Toprak denizden yeniden yükseldiğinde,
Kuru ve temiz olacak, yumuşak ve özgür,
İnsanoğlu kirli, pis ve orada,
İnsanın kaynağı, yeni soy,
Ve orada her korku yaşanacak,
Fakat zaman belleği siliyor,
Sıcaklık, soğuk ve bunlar insan eseri, (Küresel Isınma)
Geleceğin insanının düşünceleri aydınlık,

Üç uyuyan dağın nefesi hızlanıyor, (volkanlar)
Ve çamur içine gömülü ve buza ve ölüme,
Ve depremler kentleri ve kentleri yutuyor,
Ve uluslar iç çekiyorlar, yapacak birşey yok,
Ve sarı adamlar büyük güç alıyorlar, (Çin)

Oh, herkesin görmesi için işaretler,
Bu gerçek kehanetin gerçeği.

7. ve 21. Yüzyıllar arasındaki dini yorumlar (Onaylanmış kilise kayıtları...)

* Ortadoğu çok karışacak, yöresel savaşlar sürerken savaş  küreselleşecek.
* Sonra insanlar kentleri terkedecekler, soluk almak ve su bulmak için dağlara sığınacaklar, kendilerini ve ailelerini kurtaracaklar...
* Dev dalgalar Güney İngiltere’deki üç kıyı kentini yok edecek, kıyılar sular altında batacak. İngiltere çok sıcak bir yaz yaşayacak ve sivrisinekler çok fazla olacaklar.
* Üç günlük karanlık sırasında kasırgalar ve depremler olacak. Salgın hastalıklar yayılacak, sülfür buharı her yere yayılacak.
* Hiçbir araç çalışmayacak ve eski dönemdeki herşey durmuş olacak.
* Modern yaşam, teknoloji ve refah unutulacak.
* Bütün uluslar hukuken ortadan kalkacak, insanlığın üçte ikisi yokolacak.
* Din adamlarına raslanmayacak.

Peki ya sonra...?

Bütün bunların olmamasını tabii ki diliyoruz fakat gidişi görerek geleceği tahmin etmek için kahin olmaya da hiç gerek yok. Aslında bütün bunlar zaman faktörü ile ilgili yani Astrolojik verilere dayanan bir hesaplama yöntemi yani bilimsel temellere dayanmıyorlar. Ama tüm bu verilerin ışığında bizi asıl ilgilendiren ve şu anda gelinen yer gezegenimizin ve İnsanlığın karşısında çok ciddi sorunların varolması…

* Nüfus patlaması ve doğumların durdurulamaması,
* Beslenme krizi ve besinlerin paylaşım adaletsizliği,
* Kaynakların tükenmeye başlaması. Ekolojik sorunlar, çevresel dengesizlikler, fosil yakıtların yarattığı kirlenme, ormanların tükenmesi, asit yağmurları,
* Nükleer tehlike, bir çılgınlık veya nükleer silah ya da santrallardan gelebilecek bir kaza olasılığı,
* Bilim ve teknolojinin kontrol altına alınamaması,
* Dünya çapında politik erozyon, siyasi anarşi ve terörün yükselişi,
* Doğada ve iklimlerde katastrofik değişimler,
* Ahlak kurallarındaki yıkım, dostluk, sevgi, anlayış, sadakat, vefa, doğruluk, dürüstlük gibi kavramların aptallık olarak tanımlanması ve kötülüğün bilerek “Ne yapalım, düzen böyle...” anlayışıyla geçerli olması..

Yukardaki tehlikelerin kaçışı olamaz, birisi dahi sonumuzu getirebilir, sonuncu tehlike ise zaten ötekileri daha tehlikeli hale getirmektedir. Acaba gerçekten değişebilirmiyiz? Bu mümkün mü? Dinsel ve politik ideolojiler şu ana kadar dertlerimize çözüm olamadılar, çözümler getiremediler, barış, huzur mutluluk, hak ve adalet hiçbir zaman gerçek anlamda bu gezegen üzerinde yaşanmadı. Dinleri Yaratıcı ile İnsan arasında özel ruhsal bir ilişki olarak görmek kaydıyla acaba bütün denenmiş siyasi ve sosyolojik ideolojileri, rejimleri kaldırıp atarsak, yerine neyi koyabiliriz? Paranın ve çıkarın egemen olduğu bir dünyayı nasıl değiştireceğiz? Ama en önemlisi zihniyetleri nasıl değiştireceğiz? Cevap yoktur ve kötü birşey olmadan da olmayacaktır fakat o zaman da cevabın anlamı kalmayacaktır...

Kalki Kehanetleri...

Hindu kutsal kitabı Bhagavad Gita’nın bir bölümünde, Tanrı Vişnu’nun dünyaya bir Avatar yani bir kurtarıcı bilge olarak yeniden doğar Vişnu insanlığı kurtarmak, kötülüğü yoketmek ve Dharma’yı yani yasayı yeniden oluturmak için gelmiştir çünkü insan toplumu moral ve kültürel değerlerini yitirmiş ve neyin doğru, neyin yanlış olduğundan artık haberdarsizdir. Bu noktada çok açık bir zihinle düşünmemiz gerekir; bütün dinler bir Mesih’in kendi dinleri için geleceğini öngörürken, kendi toplum ve coğrafyalarına göre isimler verirler, bazı isimlerin örtülmüş, aktüel isimlerin değiştirilmiş olasılığı da düşünülmelidir ya da çok çok eskilerde kalan yerel adlar kullanılmıştır. İşte örnekler...

“... İnsanlar merhametli oldukları kadar başkalarına büyük zararlar verebilirler, Kali Çağı, zararlar çağıdır; Kali Çağı’nda rahiplerin evleri olacak, evsizler ahlaksız olacaklar, insan bu çağda öğretmenleriyle alay edecekler, sahte dinler çıkacak ve çok ilgi çekecekler ve iyileri kandırmak için hileler yapacaklar; evlilik çok basitleşecek çünkü kadın ve erkek bunu kabul edecekler. İnsanlar dostluk yaparken yalancı, dolandırıcı olacaklar, ancak iltimas yaparken yüce gönüllü olacaklar, insanlar sadece sağlıklı olduklarında ve hacca gittiklerinde dindar olacaklar... dünya verimsiz olacak, ırmaklar taşacak, kadınlar konuşmaktan fahişeler gibi zevk alacaklar ve düşünceleri kocalarından uzak olacak; düşük sınıflardan doğanların rahip ve yönetici olmalarına karşı çıkılmayacak; yağmurlar bulutlardan düzensiz yağacak; toprak bereketsizleşecek; halk vergilerin altında ezilecek; bal, et ve meyve yerine kökleri yiyecekler; Kali’nin ilk çeyreğinde halk Yaratıcı ile alay edecek; ikinci çeyrekte halk artık Yaratıcı’nın adını  hecelemeyecek; üçüncü çeyrekte insanlar melezleşecekler ve dördüncü çeyrekte insanlar aynı düzende olacaklar, ırklar bir hiç olacak; Yaratıcı’yı unutacaklar ve dini çalışmalar kalkacak.”  I. Kalki Purana (1;23-38)

Prag Kahinesi... (? – 1658)

Bohemyalı yetim bir kız olan Kahine hakkında fazla bir bilgi yok, genç kızlığında çingenelerle beraber yolculuk yaparak, Kutsal Topraklar’a, Orta Doğu’ya. İtalya’ya gitti ve ileri yaşlarda Prag’a yerleştiği biliniyor. Kehanetlerini bahçıvanı yazmıştı...

*... Kalplere karanlık girecek. Halk çok garip, tüm bilgiler zararlı ve dünyayı tehdit ediyorlar.... ve yıldızları yöneteceklerine inanıyorlar. Bu onların küstahlığı, insanlık haddini bilmeyip uzaklara gitmek istiyor ve zorluklara üzülüyor. İnsanlar çok acı çekiyorlar çünkü insan ruhu herşeyi fethettiğini sanıyor ve doğa değişiyor (İklimsel değişimler, küresel ısınma gibi...
* Tanrı ile alay edecekler, onların suçları Tanrı’yı iğrendirecek çünkü onlar yapay insan yapmak isteyecekler (Clonlama). Yapay insanların ruhları zavallı, beyinleri kalacak...
* Yeni dinler doğacak (Yeni Çağ öğretileri)...
* Karanlık zamanlar gelecek, iki beş ve çapraz 19’da (???) Yaşananlar daha önce hiç yaşanmamış olacak. Dünya hareket edecek, sallanacak, derin çatlaklar açılacak, ölüler ve canlılar içine düşecekler... Herşey karanlıklara gömülecek (Üç günlük karanlık?).  
* Garip zamanlar, garip insanlar dünyayı dolduruyor. Hiç kimsenin şansı yok, doğa şiddet dolu ve insan ruhu kendisini evrenin üzerinde hissediyor... Niçin karanlık dalgalar kıyıları dövüyor ve yakıyor? ... her yerde yaban otları, hava zehirli, kentler kır gibi. Bu insanlığın hasad günü mü?

Amerikalı Medyum Evangeline Adams...

* Küresel ısınma sonucunda buzullar erirken, Kuzey Kutbu’nun altında antik bir UFO üssü bulunacak.
* Dünyadışı canlılarla açıkça buluşulacak.

Hopi, Maya ve diğer kızılderili inançlarındaki, kıyamet kehaneti ne anlama geliyor?

Hopiler ve Mayalar, Dünya Çağı’nın sonunu tanımlıyorlar veya zamanın bittiğini söylüyorlardı ama hangi zaman birimiyle? Mayalar’ın 13. Büyük Baktun Dönemi, belli hesaplara göre 6 veya 24 Haziran 2011’de sona erecektir. Ama kehanetlerin özüne dikkatle bakılırsa, bu herşeyin sonu demek değildir, bunun anlamı bir çağdan bir çağa geçiştir yani bizi endişelendirebilecek tek şey geçişi nasıl yapacağımızdır. Dirensek de, kabullensek de, geçiş sırasında yok edici olaylar yaşanabilir. Tüm Amerikan yerlilerinin geleceğe yönelik kehanetlerindeki ortak yön bu doğrultudadır. Gelecek değişebilir ve farklı bir patikadaki olaylar öngörülerek, gerçeğe dönüştürülebilir, tabii kulak verilirse... Bu bağlamda şu an ile 2012 arasındaki dönem, 2000 yılı odak olarak alındığında çok önemli kararların alınacağı kesin bir dönemdi ama 7 önemliyde ve bu değerli yıl yitirildi ve de asla geri getirilemeyecek...

Hz. Muhammed’in Kıyamet Öngörüleri...

“... Adam tekrar sordu: ‘Bana kıyametin ne zaman kopacağı hakkında bilgi ver?’ Hz. Peygamber: ‘Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birşey bilmiyor!’ karşılığını verdi. Adam ‘Öyleyse kıyametin alametinden haber ver!’ dedi. Hz. Peygamber şu açıklamayı yaptı: ‘Köle kadınların efendilerini doğurmaları, yalınayak, üstü çıplak, davar çobanlarının yüksek binalar yapmakta yarıştıklarını görmendir.” Yahya Ibnu Ya’mur
“Allah’a yemin olsun! İmamınızı öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize kullanmadıkça, dünyanıza şerirleriniz varis olmadıkça kıyamet kopmaz.” Hz. Muhammed-Tirmizi, Fiten 9, (2171)
“Resulullah bir gün: ‘Ümmetim onbeş seyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vacip olur!’ buyurmuşlardı ve saydı;
Milli servet, fakir fukaraya hiç verilmeden sadece zengin ve mevki sahibi kimselerin elinde kalırsa...
Emanetleri alanlar, sorumlular emanetleri kendilerine kullanırlarsa...
Zekat vermeyi, ibadet saymayıp, bir angarya ve ceza telakki ettikleri zaman....
Babasının yerine, arkadaşını koyduğunda...
İbadethanelerde, düşmanlık, ticaret ve siyaset yapıldığında...
Devletin başına en kötüsü geldiğinde...
Devletin aciz kalıp otorite kuramaması sonucunda, zorbaların zulüm ve baskısından korkup saygı gösterildiğinde...
Çok içki içildiğinde...
İnsanları atalarını suçlayıp inkar ettiklerinde...
Sizler artık kızıl rüzgarı, depremleri, yere batışı, gökten taş yağmasını bekleyin...” Hz. Ali
“Öyle bir devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helal mi, haram mı olduğuna hiç aldırmayacak.” Hz. Muhammed -Ebu Hureyre-Buhari, Büyü 7, 23; Nesai, Büyü 2, (7, 243)

Dindar olun ya da olmayın, bunlara bir itirazınız var mı?

2012 yılı son mu yoksa başlangıç mı?

Mayalar  için 2012 yılı zamanların sonu. Maya Kehanetleri´ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona erecek ve yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. Beşinci kutupsal kayma olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesi iddiaları ileri sürülüyor ve dünyadaki iklimlerin değişimi de buna bağlanıyor. "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu´ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar´a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" deniyor. Acaba bunlar bilimsel olarak kanıtlandı mı? Bu soruya cevap olarak da, Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (Kuzey ve Güney Kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı deniyor. Bazı belgesellerde dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel olarak açıklanıyor. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var deniyor. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan şey Mayalar’ın bunu bilmeleri ya da gerçekten bilip, bilmedikleri... İddianın bir diğer yanı da Mayalar´ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmaları ve bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli. Ama neden şifre? Bu cevap verilemiyor....

Peki bu görüşe göre 2012 yılında dünya yok mu olacak? Mayalar 2012´yi insanlığın yeniden yukarı çıkışının yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta farklı inançlarda yer alan Altın Çağ’a böyle ulaşılacağı da iler isürülüyor. Yani 2012´nin önemi burada. Düşen insanlık tekrar yukarı çıkacak ve bu çıkış 2012´de  başlayacak. Yine iddialara göre çıkış süreci başladı, belki de 2012 bir final olabilir. Ancak tufanla kıyameti birbirine karıştırmamak lazım da deniyor. Yani kıyamet ruhsal bir değişim, tufan ise fiziksel bir değişim demek. Ayrıca kıyamet tasavvufi ve ezoterik anlamda ayağa kalmak ve uyanmak demek. Ve bu uyanıştan kastedilen şey ruhsal aydınlanma... Bu nedenle verilen tarih çok önemli. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de belirtiliyor nedeni ise Maya Takvimi´nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvim arasındaki farktan kaynaklanıyor yani MÖ 1´den MS 1´e geçilmiş olması, aradaki 0 atlanmış. Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkat çekiyor. Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği iddiası Mayalar’a referans olarak veriliyor. Deniyor ki, insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar.

Medyada Dilek Sancılı imzalı habere göre, bu iddiaların kaynağı ünlü astro fizikçi Coterelli... Onun bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert´in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque´deki Yazıt Tapınağı´nda bululan mezar taşının kapağındaki şifrenin  çözülmesiyle oldu. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirildiğinde ortaya bir Jaguarun ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar´ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel´i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar´ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen Güneş Haçı’nın üzerindeki delikler ise Güneş´in manyetik hareketlerini temsil etmekteydi. İşte bu Mayalar´ın gizli mesajıydı. Yani yaşanacak trajedinin sebebi Güneş´te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir.. İlginçtir ki şu andaki iklim değişiminin nedenlerini Güneş’e bağlayan bilim adamları da çok sayıda... Yalnız Mayalar’ın değil Sümer takvimlerinin de aynı tarihleri işaret etmekte olduğu da söyleniyor.

Astrolojik pencereden bakarsak...

Balık Burcu Çağı’na?inançlara göre aşağı yukarı milattan önce 6. Yüzyıl civarlarında girmiş olmalıyız. Bu dönem dünya üzerinde Antik Yunan Felsefesi’nin en etkin olduğu bir dönem. Aynı zamanda İbraniler’de de peygamberliklerin başladığı bir dönem. Doğuda ise Zerdüşt, Laotse, Buddha, Konfüçyüs, Jaina ve diğer öğretilerle birlikte yeni felsefeler ortaya çıkmış. Yani düşünce ve inanç akımlarında büyük bir gelişimin yaşandığı bir dönem.?Yine iddialara göre, daha da gerilerde Mayalar’da de altın çağlarını yaşamaktaydılar. MÖ 2000´lerde başlayan Koç Burcu çağının girişinde Meksika´da ve Mısır´da piramitler inşa ediliyordu. Daha önceki tarihlere inebilmek için yeterli bilgi olmadığından genel bilgiler vermekten öteye geçilemiyor. Yaklaşık MÖ 8400-8000 arasında Aslan Burcu’ndan çıkıp Yengeç Burcu’na girmiş olabiliriz. Astronomik hesaplara göre ise, Kova Burcu’na girilen tarihten tam 11.027 sene öncesini kabul etmeniz gerekir. Fakat bu sayı sadece matematik bir çözümlemedir. Çünkü bu kadar uzun bir zaman periyodu içinde dünyanın beklenmedik değişmelere maruz kalmış olması her zaman mümkündür hatta kesindir.?Efsanevi Atlantis kıtasında da, bilgelerin kıtanın batacağını anlayıp aşağı yukarı bu tarihte ayrılmak ihtiyacını hissettikleri söyleniyor.


Ama bunlar da birer iddia... Acaba yararlı mı? Hayır, aksine çöküşün yaşanacağını haber veriyorlar yani kötümserler, ötesi ise iyi olacak... Ama kimlere..?

"Amerika Çökecek"

ABD'ye 11 Eylül 2001'deki terör saldırısını 12 yıl öncesinden bilen Bulgar kâhin Vanga ölümünden iki yıl önce "Rusya bir gün dünyaya hâkim olacak" demişti.

11 Eylül saldırıları, Kursk faciası, ve Rusya’nın Gürcistan’ı işgal edeceğini bilen Baba Vanga Amerika’ya dair şu kehanetlerde bulundu:

“Amerika Birleşik Devletleri’nin 44’üncü başkanı (Yani George Bush’tan sonraki başkan) siyah olacak. Bu Amerika’nın göreceği son lider olacak. Çünkü siyahi liderin göreve gelmesinden kısa bir süre sonra ülke
,büyük bir ekonomik krize girecek.



Kuzey ve güney eyaletler arasında anlaşmazlık çıkacak. Endonezya karışacak. Tüm bunlar Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatacak... Üçüncü Dünya Savaşı’nda ilk kez atom bombası kullanılacak.

BİRÇOK ŞEYİ BİLMİŞTİ

Hayattayken kehanetleri Bulgar hükümeti tarafından kaleme alınarak saklanan Baba Vanga’nın kehanetlerinin yüzde 80’i doğru çıktı. 1989’da Rus televizyonuna “İki çelik kuş kulelere çarpacak gökyüzü aydınlanacak, (11 Eylül saldırıları) Kursk (2000 yılında 118 Rus askerine mezar olan denizaltının adı) su altında kalacak bütün dünya arkasından ağlayacak, dedi. Kahin 1994 yılında da ” Vladimir’in zaferi dünyada herşeyi eritecek. (Gürcistan savaşı). İklimler değişecek (küresel ısınma). Rusya ayakta kalacak ve dünyaya hakim olacak” demişti.

BUNDAN SONRAKİ YILLAR İÇİN KEHANETLERİ

2008 - 4 ülkenin 4 devlet başkanına suikast girişiminde bulunulacak. Bu 3. Dünya Savaşı'nın başlama sebeplerinden biri olacak.

2010 - 3. Dünya Savaşı Kasım 2010'da başlayacak ve 2014'e kadar sürecek.

2011 - Radyoaktif dalgaların yoğunlaşması nedeniyle hayvan ve bitkiler yok olma noktasına gelecek. Müslüman ülkeler kimyasal savaşla Avrupalıları yok edecek.

2014 - İnsanlığın yarısı kanserle boğuşacak.

2016 -Avrupa'nın nüfusu azalacak

2018 - Dünyanın yeni hakimi Çin olacak. Çin ekonomik olarak güçlenecek.

2043 - Müslüman bir devlet yeniden Avrupa'nın tek hükümdarı olacak.

2046 - Tedavi edilmeyecek organ kalmayacak. Hastalıklı organın yerine yenisi yapılacak.

2076 - Bütün dünyada "sınıfsız" komünizm sistemi yerleşecek.

2088 - Bütün hastalıklar bir kaç saniyede tedavi edilecek.

2097 - Çabuk yaşlanmanın önüne geçilecek.

2167 - Yeni bir di,n

2304 - Ay'ın sırrı, gizemi çözülecek.

3797 - End of the world - Dünyanın sonu...  Başka bir gezegende insan yapımı yeni bir hayat başlayacak.

111.PAPA son papamı ?

1595 Yılında Arnold de Wyon adlı bir Benediktin keşişi, Venedik’te “Lignum Vitae” ‘Hayat Ağacı’ adında bir kitap yayınladı.

Bu kitabında bağlı bulunduğu tarikatın kurucusu olan Nursie’li Aziz Benoit önde gelen muritlerinin yaşamlarını ve eserlerini anlatıyordu. Bu kişiler arasında Aziz Malaki adı da geçiyordu; Arnold de Wyon onun hakkında şöyle yazmıştı: “Malaki’nin bazı risaleler yazmış olduğu söylenir. Ancak benim sadece, kendisinin papalar
hakkında yazmış olduğu kehanetten haberim vardır. Bu metin gayet kısa olduğu ve daha önce de, bildiğim kadarıyla hiçbir yerde yayınlanmamış olduğu için pek çok kimsenin de arzusunu yerine getirmek amacıyla yayınlamayı uygun gördüm.”
Kitabında Malaki’nin yaşam öyküsü de yer alan Arnold de Wyon, bu ifadesinin ardından azizin 1139 yılında kaleme almış olduğu kehaneti aktarmıştı. Neydi bu? Malaki, kendisi henüz yaşarken göreve seçilen papa 2.inci Celestin’den başlayarak gelecek 800 yıl boyunca papa olacak 111 kişiyi de, üstelik sırasıyla yazıp bırakmıştı. Gelecekte görev yapacak olan bu 111 papayı çok kısa, genellikle iki sözcük Latince cümlelerle ve seçilen papanın ya ismi, ya doğduğu şehir ya arması ya da diğer başka özelliklerini vurgulamak suretiyle tanımlamıştı.

AZİZ MALAKİ KİMDİR ?

Asıl adı O’Morgair olan Malaki İrlandalı idi ve 1094 ya da 1095 yılında kuzeydeki Armagh kentinde doğdu. Mistik deneyim ve uygulamaların gayet yoğun olduğu o dönemin İrlanda’sında yetişen Malaki 25 yaşında rahip ve ardından da doğduğu şehrin baş papazı oldu. Malaki ’nin daha genç yaşlarındayken görücülük yeteneğinin ortaya çıktığı ifade edilir. O dönemin İrlandasında Vatis adı verilen profesyonel kahinlerin tüm ortaçağ boyunca bu faaliyetlerini yaygın biçimde resmen sürdürmüş oldukları da göz önünde bulundurulunca, bu tarz yeteneklerin o zamanda gayet normal bir şey olarak benimsendiğini anlayabiliriz. İşte böyle bir ortamda yaşayan Malaki, 1132 yılında İrlanda Başpiskoposu oldu.
Ancak daha sakin ve ilahi konsantrasyon dolu bir yaşamı arzuladığından 3 yıl sonra görevinden istifa etti. Ve Connor’a giderek keşişlerle birlikte mistik bir yaşam sürdürmeye başladı. 1138’de Roma’ya hacca gitti. York şehrinde konakladığı bir sırada yeni kurulmuş olan Sistersien tarikatı mensupları ile tanıştı ve onlardan etkilendi.
Bir yıl sonra Roma’ya tekrar gitmeden önce bu tarikatın kurucusu olan Aziz Bernard ile tanışmak amacıyla Clairvaux kentine uğradı. Bu iki insan arasında güçlü bir dostluk oluştu. Malaki hep Bernard’ın yayında kalmak niyetinde idi ancak Papa’nın emriyle İrlanda’ya dönmek zorunda kaldı. Geri dönüş yolculuğu sırasında İskoçya kralını da ziyaret etti. Ve kralın ölümcül hasta olan oğlunu mucizevi bir biçimde iyileştirdi. Aziz Bernard’ın gönderdiği müritlerle İrlanda’da da beş büyük manastır  oluşturdu.
1148 yılında Roma’ya gitmek arzusuyla yeniden yola çıktıysa da yoldu çok hastalandı.Ve ancak Clairvaux’a varabildi. Kendisini iyileştirmek için çırpınıp duranlara “Her şey boşuna, sizin söylediklerinize sadece sizin iyiliğiniz için razı oluyorum” demişti. Ölümünün aynı yılın 2 Kasım’ında gerçekleşeceğini de aylar öncesinden bildirdi. Nitekim de öyle oldu. 2 Kasım günü şafak sökmekte iken dostu ve üstadı Aziz Bernard’ın yanı başında bedenini bıraktı gitti.

AZİZ MALAKİ ’NİN KEHANETİ

Asıl adı O’Morgair olan, ancak daha sonra İsrail Peygamberlerinden Malaki ’nin adını alan bu kahin, Hıristiyanlık dünyasının göreceği son 111 papayı da tarif edip bırakmıştı. Kehanetlerdeki kesinlik göz önünde bulundurulduğunda bu 111 papanın ardından bu kurumun büyük bir değişime uğrayacağı konusu dikkat çekmektedir. Çünkü Malaki, bu 111 papalık listenin altına şu satırları da eklemişti: “Roma Kilisesinin son zulmü esnasında başında Romalı Peter bulunacak ve koyunlarını sayısız felaketlerin ortasında otlatacak. Bunlar da sona erdikten sonra yedi tepeli şehir (Roma) yıkılacak ve korkunç hakim halkı yargılayacak."

Malaki ’nin kehanetindeki 111 Papa’dan bazıları
5. Beyaz köyden
4 üncü Adrien (1154-1159) Saint-Alban kentinin bir köyünde doğdu. ‘Alba’ beyaz anlamına gelir.
12. Laurent kılıcı
8 inci Gregoire (1187) Saint-Laurent kardinalidir. Saint-Laurent armasında kılıç bulunur.
22. Mağlup Ejder
4 üncü Clement (1265-1276) Bu papanın armasında pençeleri arasında bir ejderi tutan bir kartal bulunur.
29. Aslanlı Gül
4 üncü Honorius (1285-1287). Armasında iki aslanın tuttuğu bir gül bulunan Sabelliailesindendir.
35. Ossa'lı kunduracı
22 inci Jean (1316-1334). Fransızdır. Ossaailesindendir ve babası da bir kunduracıdır.
61. Küçük adam
3 üncü Plus (1503). Siena’lıdır ve Piccolomini ailesindendir (Piccolo:Küçük; Uomini: Adamlar)
64. Florent Aslanı
6 ıncı Adrien (1522-1523)  Armasında bir aslan bulunan Florent’in oğludur
71. Orman meleği
5 inci Plus (1566-1672). Asıl adı Micheil’dir. Mikael’den gelir. Melek ismidir. Bosco kentinde doğmuştur ve Bosco ’orman’ anlamına gelir.
100. Etrürya'daki Balnes
16 ıncı Gregoire (1831-1846) Aziz Romuald tarafından İtalya’nın Etrürya bölgesindeki bugünkü adıyla Toscana, Balnes’da kurulmuş olan Kamaldula tarikatına mensuptu.
104. Nüfusu azalan din
15 inci Benoit (1914-1922). Bilindiği gibi, 1.Dünya Savaşı sırasında çok sayıda Hıristiyan ölmüştür.
107. Papaz ve gemici
23 üncü Jean (1958-1963). Asıl adı kardinal Roncalli olan bu papa daha önceleri Venedik patriği idi.
108. Çiçeklerin çiçeği
6 ıncı Paul (1963-1978). Armasında üç tane zambak vardır. Zambak batıda ‘çiçeklerin çiçeği’ olarak da tanımlanır. Ayrıca bu papa Floransa’da doğmuştur ve bu şehrin armasında da kırmızı bir zambak vardır.
109. Ay'ın yarısı
1inci Jean-Paul (1978).Papalık görevini 1 ay yapabilmiş çünkü göreve seçildikten 1 ay sonra ölmüştür.Gökte yarım ay varken seçilmişti ve öldüğünde yine yarım ay vardı.
110. Güneş işçisi(Labore Solis)
2 inci Jean- Paul (1978-2005) Günümüzün papası. Dünya Barışının sağlanması için harcadığı olağanüstü çaba nedeniyle tam bir ‘güneş işçisi’ olarak yorumlanmaktadır.Güneş pek çok tradisyonda yapıcı güçlerin, eril ve yaşam verici kudretlerin ve Tanrı’nın sembolüdür. İnsanlığın gelişimine hizmet etmiş büyük inisiyelere de “Güneş İnisiyeleri” denildiği bilinmektedir. Ayrıca ‘Labore’ sözcüğü ‘oluşturma’, ‘meydana getirme’ anlamına da geldiğinden bazı yorumcular bunun, 2.Jean Paul’un görevi sona ermeden önce yeryüzünde güneşten kaynaklanan atmosferik karışıklıklar veya depremler görüleceği şeklinde yorumlanmaktadır.
111. Zeytinin zaferi (De Gloria Olivae)
2.Jean-Paul ’den sonra gelecek olan Malaki ’nin kehanetlerine göre de son papa. Zeytin ağacı her devirde barış sembolü olarak benimsendiğinden bu papanın döneminde dünya çapında bir barış atmosferi yaşanacağı yorumu yapılmaktadır. Yahut bu papanın armasında zeytin dalı olacaktır; belki de armasında zeytin dalı bulunan bir şehirde doğmuş olacaktır.

Diğer bir  yoruma göre de İspanyada Oliva denilen yerde bir Sistersiyen manastırı vardır. Seçilecek olan papa belki de bu manastır mensuplarından olacaktır. (Oliva:Zeytin)  Ayrıca ‘Oluva’ İtalya’da ve Korsika’da çok yaygın bir soyadıdır.  İskenderiye asıllı ilahiyat bilgini Orien’ e göre de ‘Zeytin’ (şefkat-rahmet) anlamlarına gelmektedir.

KEHANETİN TARTIŞILMAZ KESİNLİĞİ

Malaki ’nin 111 PAPA kehanetinde dikkat çeken özellik, hangi papa için ne tanım yapılmış olursa olsun, bunun o papa ortaya çıktıktan yani göreve başladıktan sonra yerine tam oturduğudur. Esprili bir biçimde ya ait olduğu aile, ya bağlı bulunduğu tarikat, ya doğmuş olduğu köy-kasaba, ya da armasında taşıdığı işaretler, sahip olduğu diğer özellikler kaydedilmek şekliyle gerçekleşen bu kehanet listesinin gerçekliği akıllara durgunluk verecek düzeydedir.

Sekiz buçuk asırlık bir zaman dilimini kapsayan ve bu süre zarfında göreve seçilecek olan papaların sırasıyla ve üstelik de kimi zaman ancak sıkı bir araştırma sonucu çıkarılabilen bir takım özellikleri ile ortaya koyabilen bir kehanet, tüm tartışmaların ağzını tıkayıcı niteliktedir. Bir zaman-mekan ötesine taşışın meyvesi olan bu 111 papalık listenin şoke edici ve kimilerini bunaltıcı doğruluğu sonucunda bazı rahatsızlıkların oluşması doğaldır. Çünkü bu liste 111 papada sona ermektedir ve bundan çıkan anlam da ortadadır. Papalık içinde hızla büyük bir değişim yaklaşmaktadır.

Obama mehdi habercisi mi?

İran’da babası Müslüman, göbek adı Hüseyin olan Obama’nın, Hz. Ali’nin sözlerinde yer alan Mehdi’nin habercisi Büyük Siyah Savaşçı olduğu iddiası dilden dile yayılıyor...

ABD’de 4 Kasım’daki başkanlık seçimlerinin Demokrat Parti adayı Barack Obama’nın geçmişi çok tartışıldı. Kenyalı bir Müslüman babanın oğlu olan ve göbek adı Hüseyin olan Obama’nın da Müslüman olduğu iddialarının sonu gelmedi. Şimdi de İran’da Mehdi’nin habercisi “Büyük Savaşçı” olduğu iddia ediliyor.
Amerikan Forbes dergisine göre, ilginç gelişme, yarı resmi bir internet sitesinde 17’nci yüzyılda yazılmış “Işık Okyanusu (Bahar El Enver) adlı kitabın yayınlanmasıyla başladı. Kitapta Hz. Ali’ye atfedilen şöyle bir söz yer alıyor: ”Kıyametten hemen önce, uzun boylu siyah bir adam batıda iktidarı ele geçirecek. Dünyanın en büyük ordusunu komuta edecek. Üçüncü İmam’dan (Hz. Hüseyin) işaretler taşıyacak. Şiiler onun bizden olduğuna şüphe etmesin.“ Birçok İranlı’ya göre 1.86 metre boyundaki ve siyahi olan Obama, Büyük Siyah Kurtarıcı’nın ta kendisi. Ayrıca ”Barack Hüseyin“ Farsça’da ”Kutsanmış Hüseyin“ anlamında. İsmi Fars alfabesiyle O-BA-MA diye hecelendiğinde, ”O bizden biri“ anlamına geliyor.

SARIK GİYMİŞTİ

Obama’nın Kenya’ya bir ziyaretinde yerel bir elbise giyip, sarık takması ”Müslüman olduğunun“ en büyük kanıtı olarak gösterildi. Ancak Obama, her fırsatta Hristiyan olduğunu söylüyor.

3. Kehanetin eşiğindemiyiz ?

Kimi ve Hıristiyanların inancına göre Mesih`in yeniden yeryüzüne gel(ebil)mesi için Üçüncü Kehanet`in gerçekleşmesi gerek.

Acaba yaşanan savaşla bu kehanetin bir ilgisi var mı?

Bayzan, Türkiye`de misyonerlik konusunda kafa yorup, kitaplar kaleme alan, misyonerlik kavramına hassas ve dengeli bakış açısı sergileyen önemli bir yazar...
Yazarın son kitabı Türkiye`de Amerikan Misyonerleri`nde aynı hassasiyet ve dengeyi görmek mümkün. İfrat ve tefrite kaçmadan olayın gerçek yüzünü sergilemeye gayret eden yazarın kitabından ilginç bir kaç metni sizin için özel izinle alıntıladık.. İşte Bayzan`ın kitabından ilginç bir kaç tespit.. Kimi ve Hıristiyanların inancına göre Mesih`in yeniden yeryüzüne gel(ebil)mesi için Üçüncü Kehanet`in gerçekleşmesi gerekmektedir.

`Mesih`in Gelişi` ve `Armageddon: Kıyamet Savaşı` kehaneti/inancı, yalnızca kimi Yahudi ve Hıristiyanlar açısından değil yeryüzünde yaşayan her insan ama özellikle de biz Türkler açısından da büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu kehanete/inanca göre `Mesih`in Gelişi` ve `Kıyamet Savaşı` Tanrı`nın elinin güçlendirilmesi hatta Tanrı`nın Kıyamet`e zorlanması gerekir. Tam burada şunu da ifade etmek gerekir ki Protestanlığın önderlerinden Martin Luther`e göre Türkler, Armageddon`da Mesih`in savaşacağı Ye`cüc Me`cüc ordusunda yer alacaktır. Bu bakımdan Protestan Hareketin ve Köktenci, Mesihçi ve Kıyametçi Yeni Hıristiyani Akımların en büyük düşmanı Türklerdir.

Şimdi gelelim Üçüncü Kehanete. Üçüncü Kehanet`in iki koşulu vardır: İsrail`in vaat edilmiş topraklara (Eretz Israel) ulaşması gerekir. `Eretz Israel`in sınırları Türkiye`nin Güneydoğusu`nu da kapsamaktadır Armageddoncular bu kehaneti, kendi elleriyle gerçekleştirilmeye kalktıkları için artık bu aşamadan sonra bir inançtan söz edemeyiz; basbayağı bir teo-politik proje ile karşı karşıyayız demektir. Amerikan Yönetimi`ni hemen her zaman elinde bulunduran WASP`ın en güçlü kanadı Amerikan Evanjelikleri, Başkan Bush ve Neo-Conlar aracılığıyla bu projeyi açık seçik bir biçimde dış politika haline getirmiştir.

Türkiye`nin yaşadığı Çuval Olayı ve PKK`nın Kuzey Irak`ta Amerikan himayesi görmesi, İsrail`in kaçırılan askerlerini bahane ederek Filistin`i ve Lübnan`ı cehenneme çevirmesi, Bush Hükümeti`nin İsrail`i Suriye ve İran üzerine kışkırtması bu projenin somut ve özel uygulamalarıdır. Mescid-i Aksa`nın ve Kubbetu`s-Sahra`nın yıkılıp yerine Yahudi Tapınağı`nın inşa edilmesi gerekir. Bu inanç Hıristiyan literatüründe `Hıristiyan Siyonizmi` olarak tanımlanmaktadır. Bu inanç gereği `Hıristiyan Siyonizmi`, `Yahudi Siyonizmi`ni sonuna kadar desteklemeyi öngörür.

Amerikan Evanjeliklerinin başını çektiği Hıristiyan Siyonistler, son yirmi yılda İsrail`e milyonlarca dolarlık bağış akıttılar, Likud ve genişletilmiş `Büyük bir İsrail` isteyen diğer İsrailli politikacılarla güçlü bir ittifak kurdular ve ABD`nin benzer bir siyaset izlemesi için toplumsal gayretleri seferber ettiler. Elli beş ülkede şubeleri bulunan en geniş Siyonist grup olan International Christian Embassy Jerusalem`ın yöneticisi Malcolm Hedding: `Biz, 4000 yıl önce Tanrı`nın İbrahim`le yaptığı akitte verdiği bütün toprakların İsrail`e ait olduğunu savunuyoruz... ve Tanrı İsrail`in ebediyen kendisine ait olan payı nasıl tevarüs edeceğine dair işleri düzenleyecek.` diyor. Bu bağlamda Şikago`daki North Park Üniversitesi`nde Din ve Ortadoğu Çalışmaları Profesörü olan Donald Wagner`in belirttiğine göre bu işte başı çeken Lindsey`in Pentagon, CIA, İsrailli generaller ve Amerikan Kongresi`yle ortak çalışmalar yürütmüştür.

Hıristiyanlar arasında `Mesih`in İkinci Gelişi` ve `Kıyamet Savaşı` konusunda harareti en yüksek olan mezhepler, yeni akımlardır. Biz bu akımları `Köktenci, Mesihçi ve Kıyametçi Yeni Hıristiyani Akımlar` olarak isimlendiriyoruz. Sözünü ettiğimiz yeni akımlar, XIX. yüzyıldan itibaren Amerika merkezli olarak ortaya çıkmıştır. Bu akımların en temel özelliği `fundamentalist/köktenci` oluşlarıdır. Daha önce yayımladığımız `Küresel Vaftiz` adlı çalışmamızda (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, birinci bası Mayıs 2004, ikinci bası Ağustos 2004.) Protestan ve Katolik Misyoner Örgütlerin Türkiye ile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri`nde yürüttükleri aktüel faaliyetlerini ele almıştık. `Türkiye`de Amerikan Misyonerleri` adlı çalışmamızda ise, Türkçede üzerinde pek az araştırma yapılan Köktenci, Mesihçi ve Kıyametçi Yeni Hıristiyani Akımlar`ın önde gelen dört tanesini Türkiye`deki faaliyetleriyle birlikte inceleyeceğiz.

`Türkiye`de Amerikan Misyonerleri` adlı çalışmamızda ele aldığımız köktenci akımlar tarihsel olarak ortaya çıkış sırasına göre şunlardır: · Mormonlar, · Yedinci Gün Adventistleri, · Yehova Şahitleri, · Moon Hareketi. `Türkiye`de Amerikan Misyonerleri` adlı çalışmamızda ayrıca aktüel önemi dolayısıyla, Amerikan Board Teşkilatı, Barış Gönüllüleri, SOS Çocukköyleri, Yoga Hareketi, Scientology Hareketiyle ilgili dosyalar da yer alacaktır. Yoga Hareketi, Hıristiyanlık`tan çıkmış değilse de misyoner örgütlerle ilginç ilişkileri vardır.

Newton'a göre 2060'da kıyamet kopacak

Modern fiziğin ve astronominin en önemli ismi kabul edilen ünlü bilim adamı Isaac Newton'un,dünyanın sonunun 2060 yılında geleceği öngörüsünde bulunduğu ortaya çıktı.
Kudüs'te bir müzede sergiye çıkarılan Newton'a ait 1704 tarihli bir mektupta ünlü fizikçi, İncil'e dayalı olarak yaptığı çalışmalarda dünyanın 2060'ta sona ereceğini söylüyor. Newton, Hıristiyanlık'ta Eski Antlaşma veya Eski Ahit olarak adlandırılan kitabın bir parçası olan Daniel'in Kitabı bölümünde yaptığı araştırmada dünyanın sonu ile ilgili tahminde bulunuyor. Mektuba göre  Roma İmparatorluğu'nun Batı Avrupa'da MS 800'de kurulmasından 1260 yıl sonra dünyanın sona ereceğini belirtiyor

2020'de Mehdi Asya'da Ortaya Çıkacak

Mehdi 'Altın çağ'la geliyor.Fransız kâhin "Mehdi 2016 ile 2020 arasında Asya'da çıkacak" diyor.Ve hemen ardından da 'Altın Çağ' denen 1000 yıllık barış dönemi başlayacak.

Prof. Gündüz 'Mehdi Müslümanlar arasından çıkacak kurtarıcı figür' diyor.

Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak

Nostradamus, Ortadoğu kökenli bir Mehdi'nin Asya'da belireceğini ve onun gelişiyle, Dünya'nın 2016-2020 yılları arasında Altın Çağ'a gireceğini söylüyor.

Ünlü Alman edebiyatçı Goethe'nin, "Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi..." satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle 'karamsar kahin' yakıştırması yapıyor.

İYİLİĞİN SAVAŞI

Ancak bugünkü bölümde ünlü kahinin 'barış'ın hüküm süreceği günleri ve öncesinde Mehdi'nin dünyaya gelişini' anlattığı kehanetlerini yayınlıyoruz. Kahin, Mehdi'den kitabın onuncu cildinin 75'inci dörtlüğünde bahsediyor: Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa'ya; Asya'da ortaya çıkacak Hermes'in birliğinden gelen biri, Doğu'nun bütün krallarının üstünde ünlenecek. Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor: "Kahin 'beklenen kişi' ile Mehdi'yi kastediyor. Ve Mehdi Asya'da ortaya çıkıyor." Ancak üçüncü satır Velch ve diğer şifre çözücüler arasında tartışma başlatıyor: 'Hermes'in birliğinden gelen biri.' Hermes, Mısır mitolojisinde 'Tanrılar'ın mesajcısı'dır. Yani Nostradamus, Asya'da ortaya çıkacak bu liderin aslında Ortadoğu'dan, Mısır'dan geleceğini görmüş olabilir. Bu nedenle Velch ve diğer şifreciler de bu satırı "Ortadoğu kökenli Mehdi, Asya'da belirecek" diye özetliyor. Peki Mehdi ne zaman gelecek? Şifre çözücüler, bu tarihi "Altın Çağ" olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016-2020 "Kötülüğün iyilikle savaşı" ile ilgili, Nostradamus'un kral II. Henry'ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor: Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn'ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı, Tanrı, Şeytan'a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak.

ŞEYTAN'IN GELİŞİ

Lorie'nin iddiasına göre, Kahin 'evrensel barış' kelimesi ile Mehdi'nin geleceği Altın Çağ'a dikkat çekiyor. Dizimizin ilk gününde belirttiğimiz gibi, Nostradamus'un 1000 yıl süreceğini öne sürdüğü Altın Çağ'dan sonra Şeytan dünyaya geri dönecek Şeytan'ın Altın Çağ sonrası döneceğini yorumlayanlardan biri de Velch. Mehdi kehanetinin gerçekleşme oranının yüzde 90 olduğunu belirten Velch, bunun nedenini de şöyle açıklıyor: "Kahinin yaşanacak zor günlerin sonunda, insanların gökyüzüne açılacakları yepyeni bir çağdan bahsederek, kehanetlerini noktaladığına dikkat etmek gerekir. Tüm Ezoterik Gelenekler'de bahsedilen 'Altın Çağ' inancı, Nostradamus'un ifadelerinde de yer almıştır

Mormonlar´ın Kıyamet Kehanetleri

Mesih geliyor mu ? Büyük organize dinlerle, özgün ruhsal inançlara sahip gruplarınarasında görünüşte büyük farklar vardır.

Özellikle de ritüelistik yaklaşımlarda, fark daha da belirginleşir, oysa biraz dikkatedildiğinde temelde eşdeğer inançların yer aldığı kolayca farkedilebilir. Aslında en önemli fark, inançlardaki liberalizmdir. Ve dahabelirgin
olan benzerlik dünyanın geleceği ile ilgili inançlardagörülür. Tüm beklentiler ruhsal bir yenilenme ve revizyonla ilgilidir.

Dinsel kuramların köşe taşlarından birisi, son yüzyıl içersinde vegünümüzde yaşayan mistikler ve kahinlerdir. Bunların bazılarınındünyanın sonu ve yenilenme ile ilgili öngörüleri organize dinlerininançlarına göre farklılık gösterirler. Dinsel metinlerde görülenkatılık ve kesin bir son yaklaşımının aksine, bu kesimde ruhsal biruyarı ve koruma yaklaşımı dikkat çeker. Aslında her birey kendi algısıve inancı doğrultusunda geleceği düşler ve özgün bir öngörü oluşturur.Kehanetlerin kabulleri, bu inançlarla somutlaşırlar, bireylerden oluşankitleler, bilinçaltından gelen mistik kültür birikimlerini karşılarınagetirilen dinsel içerikli öngörüler ve yorumlarla dengeleyerek,inanırlar veya inanmazlar. Bu yazımızın konusu olan Joseph Smith veMormonizm yukarıda yer alan yaklaşımın çok iyi bir örneğini oluşturur.

Mormonlar´ın geçmişi

Mormonizm ABD´de ortaya çıkan bir tür yeni dindir ve Hıristiyanlık´tan türemiştir; inancın ilkesi İncil´in "Çiftleşiniz ve çoğalınız"ilkesidir. Bu yüzden Mormonizm´de birden çok kadınla evlenmek Tanrıbuyruğudur ve kurallar Mormon tarafından düzenlenmiştir, inananlar dabu nedenle Mormonlar adını alırlar. Kutsal Kitapları olan "Book ofMormon-Mormon´un Kitabı" antik ve geleneksel Hıristiyanlığın temelkurallarını geliştirir ve farklı bir yorumla açıklar. Mormonlar´ıngünümüzde ABD ve Batı Avrupa´da olmak üzere bir milyona yakın bağlısıvardır. 1831´de Mormonizm´i kuran ve peygamberlik iddiasında bulunanJoseph Smith, kilise tarafından suçlanıp linç edilip öldürülünceMormonizm yerine geçen Brigham Young tarafından geliştirilmiş ve Missouri kenti "Yeni Kudüs"adı verilerek kutsal merkez ilan edilmiştir. Mormonizm´in temel ilkesiolan çok kadınla evlenmek ve çoğalmak, zaman zaman Müslüman ilkeleriyl ebenzerlik gösterdiğinden Müslümanlar tarafından da ilgi görmüştür.
"85 yaşına gelenler O´nu görecekler."

Mormonizm´de dinin kurucusu olan Joseph Smith´in kehanetleri çokönemlidir, onun Tanrı´nın vizyonunu gördüğüne ve geleceği öğrendiğineinanılır. Gelecek Smith´e, vahiy ve melekler aracılığı ile gösterilmişve "Mormon´un Kitabı"na aktarılmıştır. Mormonlar temel olarakİncil´deki kehanetlere ve göstergelerine inanırlar.


"85 yaşına gelenler O´nu görecekler."

Mormonizm´de dinin kurucusu olan Joseph Smith´in kehanetleri çok önemlidir, onun Tanrı´nın vizyonunu gördüğüne ve geleceği öğrendiğineinanılır. Gelecek Smith´e, vahiy ve melekler aracılığı ile gösterilmişve "Mormon´un Kitabı"na aktarılmıştır. Mormonlar temel olarakİncil´deki kehanetlere ve göstergelerine inanırlar.

Joseph Smith, yaşamı boyunca kehanetlerde bulunmuş ve bunlarıöğretirken kendisini bir yol gösterici olarak tanımlamıştır. Gerekİncil kökenli, gerekse de Mormonik gelecek öngörülerinde İsa´nıngelişinden önceki olaylara öncelik verilir. Çünkü gelecekteki olaylarınakış yani oluş hızı, İsa´nın ikinci gelişini de çabuklaştıracaktır. 6Nisan 1944´de Peygamber Joseph´in Mormonlar´a görünüp, geleceğinolaylarını bir kez daha açıkladığı veya öngördüğüne inanılmaktadır.Joseph anlatıldığına göre; "Oğullarım, aranızda 85 yaşına kadaryaşayanlar İnsanoğlu´nun yüzünü göreceklerdir." demiştir. İnsanoğlu,İncil terminolojisine göre İsa´dır.

Bu bir Yokoluş değil...

1944´de ortalama 30 yaşında olan birisinin bugün 83 yaşında olmasıgerekir yani İsa´nın görünmesine iki yıl vardır. Ve burada karşımızayine 2000 yılı çıkacaktır. İlginç olan Joseph Smith´in ölümünden iki ayevvel benzer kehanetlerde bulunduğu ve hatta kendi ölümünü de öngörereksonunun İsa´ya benzeyeceğini söylemesi ama daha sonra yenidenmüridleriyle konuşacağını bildirmesi ve 2000 yılından da söz etmesidir.Smith, öldürülmesinden bir ay önce, gelecek 40 yıl içinde İsa´nıngelmeyeceğini, eğer ayak takımı tarafından öldürülürse, taraftarlarınındirenmemelerini, evlerinde kalarak Millenium´u yani yeni bin yılıbeklemelerini öğütlemişti. Smith´in günümüz ve 2000 yılı ile ilgiliöngörüleri, benzer kehanetlerden farklı bir görünüm içermekte midir?Klasik İncil´deki "Apokalips" yani Kıyamet kehanetlerinden ayrılanyönleri vardır; örneğin "İnsanoğlu´nun gelişi yargılama yapılmadan veyargı zamanı gelmeden gerçekleşmeyecek. Aziz Paul bizlerin ışığınkaranlığın değil, ışığın çocukları olduğumuzu söyler, sizlerkaranlıktaki bir hırsız değilsiniz. Bu Herşeye Kadir Olan´ın dünyayagelip ezeceği, herşeyi toz edeceği demek değildir ama O, hizmetlilerinive peygamberlerini açığa çıkaracaktır." der.

"Barış Bin Yılı"

Burada dikkat çeken iki mesaj var; İsa´nın ikinci gelişinden veMillenium´dan önce bazı doğal olaylar olacaktır ama bir uyarı beklenemez. Uyarılar peygamberlerin sözlerinde saklıdır; onlarınanımsanması ve ortaya çıkarılması gerekmektedir. Smith "Yahuda geridönmelidir." der. Bunun anlamı İsrail´in Yahudiler´e verilmesi vegüçlenmesidir. Benzer kehanet Tevrat´ta vardır; "Işaya 49:23" vegünümüzdeki yorum İsrail´in kaderini ABD´nin elinde tuttuğuşeklindedir. "Mormon´un Kitabı" ında sık sık İsrail Evi´ninrestorasyonundan, güçlenmesinden ve İsa´nın ikinci gelişiyle başlayacakolan "Barış Bin Yılı" ndan söz edilir. İncil´de "Oh, Kudüs, Kudüs seninçocuklarını sık sık nasıl biraraya getirdim, aynen bir tavuğuncivcivlerini kanatlarının altına toplaması gibi..." (Matta İncili23:37)denirken "Kudüs ve Tapınak yeniden inşa edilecek" öngörüsüyapılmaktadır. Burası ilginçtir çünkü Kudüs yeniden şu veya bu şekildeİsrail´in elindedir ama Tapınak yeniden inşa edilmemiştir. Bazıyorumculara göre bu kehanet semboliktir yani olayların gelişimianlatılmaktadır veya Tapınak İsrail´in varoluşunun simgesidir ve şuanda artık vardır ya da inşa edilmiştir. Çünkü Kudüs İsrail içindünyanın ruhsal merkezidir. Bir başka tapınağa veya somut bir binayagerek var mı?

Hale Bopp bir işaret mi?

Bunun cevabı Mormonlar´a göre evettir ve kaynak olarak Tevrat´takiAaron´un Kitabı verilir; "Tapınak bağımsız olacak ve Zion Kenti´ndekurulacaktır..." İşte Mormonlar´a göre Missouri kenti yani Mormonizm´inkutsal kenti Yeni Kudüs´de bu tapınak yapılmaktadır, tapınak JosephSmith´e adanmışsa da, aslında sahibi İsa´dır. Bağımsız toprak ABD´dirve bağımsız olamayan eski Kudüs´ün yerine Missouri yani Yeni Kudüsalmıştır. "Su tapınağın altından gelecek ve Ölü Deniz´in suları şifaverecek..." İşte bir diğer ilginç kehanet daha; Bu ne demek? Öngörünündevamı İncil esprisinde ama daha geniştir; "Kentin ve tapınağınduvarları yeniden yükselecek, bunlar İnsanoğlu´nun gelişinden önceolacak. Savaş söylentileri ve savaşlar olacak, göklerden gelenişaretler yerde görülecek, Güneş kararırken, Ay kan renginde olacak,depremler toprakları yutacak, denizler sınırlarını aşacak ve sonundagökte İnsanoğlu´nun işareti görülecek. Dünya o zaman ne yapacak? Bu birgezegen, kuyruklu yıldız diyecekler ama o İnsanoğlu´nun işareti olacakve doğunun sabah göğünde ışık olarak görülecek..." Nedir göktegörülecek olan ışık? Gerçek bir şey mi yoksa simgesel mi? Acaba yenigördüğümüz Hale Bopp Kuyruklu yıldızı olabilir mi? Şu ara göktegördüğümüz en önemli obje o değil mi? Joseph´in zamanlarla ilgili birkehaneti daha var; "10 Mart 1844 tarihli"

Anahtar İsrail mi?

"Efendimiz´e sordum ve bir işaret verdi; İsa´nın Nephitler´e görünüşüsırasında Mormon Kitabı´ındaki öngörüler gerçekleşecek, gökte işaretgörülecek ve tekrar tekrar yazılacak." Peygamber Nuh, gökte yaybiçiminde bir işaret görmüştü; bu bir oraktı ve ekilen tohumunbiçilmesini yani hasadı simgeliyordu. Biz de orağa benzer bir şekliolan kuyruklu yıldızı gördük. Peki hasat başladı mı? Bazılarına göresalgın hastalıklar, kıtlıklar ve uluslararası sıkıntılar yeterli birergöstergedir ve Mesih´in gelişi uzak değildir. Birçok kişi sonzamanlarda gördükleri gökkuşaklarının içersinde İsa´nın yüzünügördüklerini söylemekteler. bunlar gerçek mi yoksa kollektif birdüşüncenin yansıması mı? Aslında ikisinin de önemi yok, önemli olanseçimi yapmamız; Ya Tanrı´nın yolunu ya da Mammon´un yani kötülüğünyolunu seçeceğiz. Şimdi seçim zamanı olabilir ama bunun için popülerolmayan bilgelik gerekiyor. Antik metinlerin ve kehanetlerin devamlıokunması ve anımsanması gerekiyor. Ve galiba paylaşma olgusuna önceikvermemiz gerekiyor çünkü gelecek sadece paylaşmayı bilenler içinvarolabilir. Bu "Altın Kural"ı yaşamlarımıza her olayda uygulamamızgerekiyor. Doğru ya da yanlış; sonuç olarak "Mormon´un Kitabı" yüzeyselbir bakışta bile yararlı öğütler veriyor denebilir. Bu bir bakış açısı;gelecek yeni bin yılın neden olduğu psiko-baskı dahi olsa, sonuçtaolumlu ve yararlı öngörüler getiriyor. Sadece İsrail´inyüceleştirilmesi konusu düşündürücü ama acaba hangi İsrail´den sözediliyor? Siyasi İsrail´den mi yoksa mitolojik İsrail´den mi? Ama bubaşka bir yazının konusu. Yeni Çağ´da önemli olan şey, düşüncelerinözgürce paylaşılması, ayrılıkların aşılması ve farklı kültürlerinasimile edilmesi. Her kültürün ve inancın birbirinden öğreneceği şeylervardır; aynen bilimde olduğu gibi. Böylece daha olumlu ve tatminkarsonuçlar oluşturabilir ve düşüncelerimizi birbirine bağlayarakkavramların ardındaki gerçek anlamları görebiliriz...

Kaynak: *Smith, Joseph Fielding, "Teachings of the Prophet JosephSmith." Salt Lake City, Utah: Deseret Book Company, 1976, sayfa286-340-341.

2050 yılında Türkiye süper güç olacak

Dünya'nin genelini ilgilendiren kehanetlerin yanisira Türkiye'yi birebir ilgilendiren  de var.

Mehdi inanci dogrultusunda Türkiye'de birçok cemaat Mehdi'nin Türkiye'den çikacagini ileri sürüyor. Yeni milenyumda çikacak olan Mehdi'nin basta Türkiye olmak üzere tüm dünyayi kurtarmasi bekleniyor. Türkiye kehanetlere göre siyaset, sosyal hayat, spor ve sanat alanlarinda da birtakim degisiklikler yasayacak. Ancak
kim tarafindan ortaya atildigi bilinmeyen ve Türkiye'de çogunluga hakim olan bir inanca göre Türkiye 2000'li yillarda süper güç olacak.

Ortalikta dolasan kahenetlere göre, Türkiye 2040'li yillarda dünyada kendisinden bahsettirecek, 2050 yilinda ise dünyadaki tek süper güç olarak kabul edilecek. Yine kehanete göre Türkiye'nin süper güç olma asamasinda diger Türk devletlerinin de Türkiye'ye tâbi olmasi sözkonusu olacak. Burada varilmak istenen Osmanli ruhunun tekrar yeserecegi. Yani ayni kaynaga göre Türkiye önümüzdeki 10 yil içinde kendi eksikliklerini tamamladiktan sonra Avrupa Birligine girebilecek

3.Dünya Savaşı 2076'da çıkacak

Nostradamus'un kehanetlerine göre Üçüncü Dünya Savaşı 2076'da, dördüncüsü ise 2106'da çıkacak.


1000 yıl huzur olacak
Nostradamus'un kehanetlerindeki şifreyi inceleyen uzmanlara göre Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak.
Dünya yok olmayacak
İddia şöyle devam ediyor: Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus'a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak.

Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?

Nostradamus'un, 'kesin' kehanetlerinin 2012 yılında son bulması ve kıyamet öncesinde afet ve savaşların yaşanacağını iddia etmesi, akıllara 'Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?' sorusunu getirdi.

Kıyamet ne zaman kopacak? Endonezya'daki depremler kıyametin alametleri mi? Globalleşen dünyada dinler arası bir savaş çıkacak mı? Günümüzde pek çok insan bu gibi soruların cevabını, yüzyıllar evvel yaşamış bir Fransız kahinin kehanetlerinde arıyor. Bu kahinin adı Nostradamus!...

KIYAMET İÇİN İKİ TARİH

Yaşanan pek çok doğal afetten ve gündeme damgasını vuran pek çok gelişmeden sonra gündeme gelen Nostradamus son olarak Endonezya depremleriyle ilgili kehanetleriyle tartışma konusu oldu. Bu depremler kahinin bahsettiği 'sonun başlangıcı' olabilir mi?.. Bu yorumdan yola çıkacak Nostradamus dizimizin ilk gününü 'kıyamet'e ayırıyoruz. Nostradamus'un dünyanın sonu ile ilgili gördüğü iki tarih var: 2012 ve 3797... Kahinin bu iki rakamı niye verdiğini iki ünlü 'şifre çözücü'nün şöyle yorumluyor: Nostradamus, dünya ile kehanetlerini 2012 yılına kadar görüyor. Ancak yüzeysel kehanetler ise 3797'ye kadar devam ediyor. Bazıları, detaylı olarak kaleme aldığı 2012 tarihini 'kıyamet' olarak yorumlarken Amerikalı Tad Mann, "Nostradamus, Yüzyıllar'ın (kehanetlerini topladığı kitabın adı) girişinde 3797 yılından bahsetmektedir. Ancak kehanetlerini 2000'li yıllarla sınırlandırır. Böylece kehanetlerini 2000'li yıllarla sınırlamış olur" diyor. Mann, bu açıklamasıyla Nostradamus'un gözüyle kıyametin 2012'de olmayacağının da altını çizer.

2050'YE KADAR SAVAŞLAR

3797 yılındaki sonla ilgili en detaylı araştırma da Peter McHoll tarafından yapılmıştır. McHoll'a göre, 3797 rakamı, son günün tarihini vermektedir. Kahinin hesap sistemine göre bu tarihle beraber insanlığın dördüncü büyük çağı biter ve 'saat' durur. McHall, Nostradamus'un astrolojik takvimine şöyle dikkat çeker: "Hz. İbrahim ile birlikte Koç Çağı başladı. İnsanoğlu Yaratıcısı'nın bilincine vardı. Hz. İsa ile birlikte Balık Çağı başladı. Şu anda ise Kova Çağı'nda bulunmaktayız. Ve bu çağda doğal afetler dünyanın kapısını çalacak. Bu da insanoğlunun yeteneklerinin koşullara uyum sağlamasını sağlayacak." McHall'a göre, Nostradamus Kova Çağı sonrası 1000 yıllık bir dönem görüyor. Sona doğru girilecek bu 1000 yıllık dönemde 'barış çağı' yaşanacak. McHall'un yorumlarına göre, 2050 yılına kadar büyüksavaşlar olacak. Avrupa büyük acılara gebe kalacak ve Almanya tekrar ikiye bölünecek... İran Şahı'nın devrilmesiyle başlayan ve 2050 yılına kadar sürecek olan 73 yıl 7 aylık 'Arap egemenliği' de 2050'de sona erecek. (McHall, Nostradamus 'Arap egemenliği' kelimesi ile neyi kastettiğini açıklayamıyor) Almanya'nın yeniden birleşeceği 2050 yılına kadar savaş ve hastalıklarla boğuşacak olan yaşlı dünya, bu tarihten sonra 26 yıl sürecek bir huzur dönemine giriyor. Nostradamus'a göre III. Dünya Savaşı 2076'da meydana geliyor. (Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı'nın tarihi için 1987'yi gösterirken McHall, Nostradamus'un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Fransız kahin, 'büyük kaos' dönemi dediği IV. Dünya Savaşı'nın tarihini de belirliyor: 2106!.. Kahinin hesabına göre, üç kuşak sonramız 'en kanlı dünya savaşı' ile tanışıyor ve bu savaş 25 yıl sürüyor. Nostradamus, Kuzey-Güney çekişmesi diye adlandırdığı bu kanlı savaşı şöyle anlatıyor: Fas'tan çıkıp gelecek kralları Avrupa'ya Ruhları parçalayıp, kentleri yakıp yıkmaya. Asya'nın büyüğü dev ordularla aşacak karayı, suyu, Mavileri, babayı ve haçı kovalamaya...

ABD'DEN ATOM BOMBASI

McHall bu dörtlüğü şöyle yorumluyor: "Afrikalılar, eski Avrupa'nın üstüne yürümek için Doğu Asyalı halklarla anlaşıyor. Bir başka yerde Anibal'dan bahseden Nostradamus, İsa'dan 200 yıl önce filleriyle İspanya üzerinden Roma'ya yürüyen komutanı anımsıyor ve şöyle diyor: Başka bir deyişle, geçmiş günlerin sömürülen ülkeleri, yeni bir dünya savaşının başlamasına sebep olacak." Afrika ve Asya'nın Avrupa çıkarmasının ardından Amerika II. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi bir kez daha 'Yaşlı Kıta'ya yardıma geliyor. Nostradamus, bu kehanetini de kitabının ikinci cildinin 78'inci dörtlüğünde şöyle anlatıyor: Punya ve Galya kanlarından oluşan o adaları Kana boyuyor denizin derinliklerinden büyük neptün. Ve, kolaylıkla elde edebilmek için bu kıyıları Öyle zararlı, çok daha fazla gökte yazılandan McHall'un yorumu şöyle: "Büyük Neptün, yani ABD, Fas ve Tunus üstüne atom bombaları gönderiyor. Patlamalar öyle bir aydınlanmaya neden oluyor ki, geceler gündüz gibi oluyor. Ve Dünya, bu savaşlardan sonra 1000 yıllık barış çağına giriyor."

22 Aralık 2012 sonmu,başlangıçmı?

Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli..

2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak,

bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak.


Yeni Atlantis ABD sahilleri olacak

Çözüldükçe yeni sırları aydınlatan Maya takvimine göre, 2012'de  tufan ABD'nin doğu ve batı kıyılarını Atlantis gibi sular altına gömecek.

"Tufan Yılı" olarak kabul edilen 2012'yi tarihler gösterdiğinde dünyada ne gibi değişimler yaşanacağı merak edilen en önemli konu. Mayalar'ın kehanette bulundukları gibi içinde bulunduğumuz "Beşinci Çağ"ın sonu geldiğinde dünya tamamen mi yok olacak yoksa bir bölüm mü bu tufandan etkilenecek? Maya takvimine ve bugüne kadar yapılan araştırmalara göre bu tufandan en çok Amerika ve Avrupa'nın kıyı şeridi etkilenecek

Dünyada o gün fiziksel anlamda neler yaşanacak? Toplu bir yok oluşa doğru gitmiyoruz. Tahminlere göre 2000'li yılların ilk çeyreğinde bir zamanlar yaşanan tufanın bir benzeri ile karşılaşılacak. Uzmanlar uzun yıllardır manyetik alandaki bir değişimin büyük doğal afetlere neden olacağına inanıyor. Bunların çoğu tarihte olageldiği üzere belirli periyotlarda tekrar eden fenomenler gibi görünüyor. Bununla beraber dünya hiçbir zaman bu kadar yoğun nüfuslu olmamıştı. Bu nedenle son tufan insanlık için tahmin edilemeyecek ölçüde hasara neden olabilir.


Özellikle hangi ülkeler tehdit altında?

Amerika'nın doğu ve batı sahilleri boyunca uzanan geniş alan Atlantis gibi suların altında yok olacak. Aynı zamanda Avrupa'nın birçok sahil şeridi de bundan büyük ölçüde etkilenecek.  bir diğer büyük değişiklik ise, iklimler üzerindekendisini gösterecek. Bilim adamı Cayce kutupların yer değiştireceğini ve böylelikle bugünkü kutup ve tropik bölgelerdeki iklimsel değişimleri yaratacağını söylemişti. 1900'lü yılların sonlarında elde edilen bilimsel veriler de buna benzer bir senaryoyu ortaya koyuyor. Tüm bu kehanet niteliğindeki tahminler şu an yaşadığımız dünya çağının hemen hemen aynı tarihte yani M.S. 22 Aralık 2012 tarihinde biteceğine dair Maya inanışı ile örtüşüyor.


BÜYÜK KEHANET

Peki takvimlerdeki tüm bu sırlar nasıl açığa kavuştu?
Mayalarla ilgili araştırma yapan uzmanlar önce Mayalar'ın zaman ve takvim sistemini çözmeye çalıştılar. Sonra da bunu şu anda kullandığımız Gregorian takvimine uyarlama çalışmaları geldi. Joseph T. Goodman'ın çalışması Maya araştırmacılarından Thompson tarafından adapte edilerek de büyük kehanet ortaya çıkarıldı. Buna göre Gregorian takvimiyle M.Ö. 13 Ağustos 3114 tarihine karşılık gelen "Büyük Devir"in 13 Baktun yani 1.872.000 gün sürdüğü düşünülürse, şu anda içinde bulunduğumuz çağın M.S. 22 Aralık 2012 tarihinde sona ereceği hesaplandı.

1.872.000 sayısı dünyanın kilometre saati mi? Maya rahiplerinin kehanetlerine göre 1.872.000 sayısı büyük önem taşıyor. Çünkü dünyanın döngüsü bu sayıya ulaştığında dünya büyük bir yıkım yaşayacak.


2012 son mu başlangıç mı?


Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil fiziksel bir değişim. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim zamanı. Mayalar'a göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak.

Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. "Beşinci kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceğini söyleyen Sınır Ötesi Yayınları'nın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Candan, dünyadaki iklimlerin değişimini de buna bağlıyor. Candan, "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" diyor.

* Peki tüm bu bilgiler bilimsel olarak ortaya konup kanıtlandı mı? Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Hatta bilgisayar ekranındaki üç boyutlu animasyonlarla gösterimi yapıldı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da Mayalar'ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli.

NİRVANA'YA DOĞRU

* Yani bu görüşe göre 2012 yılındadünya yok mu olacak? Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu dünyanın top yekun yok oluşu değil, bir fiziksel değişim. Daha önce yaşanan sanki tufan gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi bahseder. 2012'nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.

* 2012 yılında başlayacak olan bu yukarıya doğru çıkış ne kadar zamanda tamamlanacak? Bildiğimiz kadarıyla bu yukarı çıkış süreci başladı. Belki 2012 bir final olabilir. Bu bir süreç. Ancak tufanla kıyameti birbirine karıştırmamak lazım. Kıyamet ruhsal bir değişim, tufan ise fiziksel bir değişim demektir. Kıyamet hem tasavvufi hem de ezoterik (gizli öğreticilik) anlamda ayağa kalmak ve uyanmak demektir. Bu uyanıştan kastedilen ruhsal aydınlanmadır. Böylelikle dinsel metinlerin içindeki sembollerin anlamları da çözülebilecek ve dinsel metinlerde gizlenen gerçeklerle herkes yüz yüze gelebilecektir.

İKİ YILLIK HATA PAYI...

* 22 Aralık 2012 tarihi konusunda hiç şüphe yok mu? Mayalar'ın yakın geleceğimize ilişkin kehanetleri tüm ezoterik bilgilerle örtüşmektedir. Bu nedenle FİLM GERÇEK Mİ OLACAK? Felaketi anlatan The Day After Tomorrow (Yarından Sonra) filmi gösterime girdiği günden beri çok konuşuluyor. Son zamanlardaki belirtiler de acaba mı dedirtiyor.verilen tarihin önemi çok büyüktür. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de gözardı edilmemelidir. Bunun sebebi Maya Takvimi'nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvimi'ne çevrilişinde MÖ 1'den MS 1'e geçilmiş olmasıdır. Aradaki 0 atlanmıştır. Yaptığı araştırmada Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkatleri çekmiştir.

* Bugüne kadar Mayalar'ın hangi kehanetleri yerini buldu? Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına önemli bir şey.

* Mayalar'la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Bütün bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.

* Şifre nasıl çözüldü? Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı"nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir!.

Türkiye hakkında inanılmaz kehanet

Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, “Türk İmparatorluğu'nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitapta yeralan “Türkiye'nin 11'inci liderinin adı 11 harfli” cümlesinin Abdullah Gül'e işaret ettiğini belirtti ve ekledi: “Kehanetlere göre bu cumhurbaşkanı döneminde Türkiye devasa bir sarsıntı geçirecek”.

BUGÜNE kadar 19 kitap yazan Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal'ın Destek Yayınları'ndan çıkan son kitabı “Türk İmparatorluğu'nun Yıkılışına Dair Kehanetler”de gündemi sallayacak açıklamalar var. Kitap metnini
Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondlyles'in yazdığını, yorumcusunun Fransız Blaise de Vigenere, yayıncısının ise Thomas Artus olduğunu belirten Altındal, kitapta Türkiye Cumhuriyeti'nin 11'inci Cumhurbaşkanının kim olacağı ve Türkiye'nin geleceğine yönelik öngörülerin bulunduğuna dikkat çekti. Gerçekleşmiş kehanetlerinden biri, Mustafa Kemal Atatürk'ün yeni Türk devletinin kurucusu olması sıfatını kazanması olan yüzyıllar öncesinin kahinlerine göre, yeni cumhurbaşkanının ad ve soyadındaki harflerin toplam sayısı 11. Bu da Abdullah Gül olarak yorumlanıyor. Ayrıca devlet, bu cumhurbaşkanı ile çok büyük sıkıntılar yaşayacak. Kehanetlere göre bu durum Batılı devletlerin işine yarayacak.


İşte Aytunç Altındal'a yönelttiğimiz sorular ve merakla beklenen cevaplar:


17 kehanet


Öncelikle “Türk İmparatorluğu'nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitaptaki kehanetler kaç yüzyıl öncesine dayanıyor?
Kitabın asıl yazarı, 1400'lü yılların Osmanlı Devleti'nin durumuna tanık olmuş Atina doğumlu Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondyles. 1423'de doğduğu bilinen Chalcondyles'in 1490'da öldüğü varsayılmaktadır. Yaşamı hakkında çok ayrıntılı bilgi olmasa da Doğu Roma İmparatorluk belgeleri, 8'inci John Paleologos tarafından 1446'da Osmanlı Padişahı 2'inci Murat Han'a İstanbul'a uyguladığı kuşatmayı kaldırması için öneri götüren Bizans heyetinde elçi düzeyinde yeraldığını doğrulamaktadır. Kahinin 1453'de İstanbul'un ve 1463'de de Peleponez'in Türkler tarafından fethedilişine bizzat tanıklık ettiği kesindir. Kitap metnini yorumlayan, dünyanın en ünlü şifre yazıcısı olarak kabul edilen Fransız Blaise de VigenËre, yayıncısı ise Arthus Thomas'tır. Kitap, 1630 yılında tamamlanmış. İçinde 17 kehanet ve 28 Osmanlı tablosu var.


Vigenere ve Thomas hakkında bir araştırma yaptınız mı?
Kitabı Fransızca'ya çevirmiş olan Vigenere, 5 Nisan 1523'de St. Pourçain köyünde dünyaya gelmiş, 1596'da Paris'te ölmüştür. 17 yaşındayken Kraliyet diplomatik-istihbarat dairesine alınmış ve tam 30 yıl burada görev yapmıştır. Hristiyanlığın, Protestan ve Katolik olarak ayrıldıkları kilise oturumlarına resmi sıfatla gönderilen en genç sekreterdir. Roma'da tanıştığı o dönemin en ünlü üstadlarından şifre tekniklerini öğrenmiş ve gizli şifre oluşturma yöntemlerini anlatan tek nüshalık el yazması metinlerden yararlanarak günümüzde de kullanılan ve kırılması imkansız sayılan ünlü “Autokey” diye bilinen “de Vigenere” şifresini kurmuştur. Bu çok gizli şifre, özellikle askeri istihbaratta kullanılmıştır. Kilise baskılarından bunalan Artus Thomas'ın ise nerede, ne zaman ve nasıl ölrüğü hiçbir zaman bilinememiştir.


‘Osmanlı içerden çökecek'
Kitabın içinde kehanet olarak yeralan ama gerçekleşen olaylar var mı peki?
Tabii ki. Kitaptaki öngörülere göre; “Fatih Sultan Mehmet'ten sonraki 16'ncı padişah döneminde Osmanlı Devleti içeriden çökmeye başlayacak ve padişahı kendi tebasından biri devirecektir” deniliyor. Fatih Sultan Mehmet'ten sonraki 16'ıncı padişah 3. Ahmet'tir. 29 Eylül 1930'da-kitabın yayınlanmasından tam 100 yıl sonra-Arnavut ve Hristiyan asıllı yeniçeri Patrona Halil tarafından tahttan indirilip yok ediliyor ve Osmanlı'nın çöküşü de böyle başlıyor.


Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ilgili kehanetler ne zaman başlıyor?
Kehanetlerden biri Mustafa Kemal Atatürk'ü işaret ediyor. Kitapta, “Türk İmparatorluğu, 1920'de çökecektir” deniliyor. Gerçekten de 1920'de TBMM kurulunca Osmanlı Devleti yok edilmiş sayılmakta. Bununla da bitmiyor. “Osmanlı'nın çöküş döneminde kendisi Hristiyan topraklarında yetişen ama müslüman olan bir prens ve başkomutan ortaya çıkacak. Ancak Hristiyanlar tarafından hiç dikkate alınmayan bu başkomutan, Türk devletini yeniden kuracak ve Batı'ya yönlendirecektir” öngörüsü yapılmıştır. Bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'tür.


‘Prensliklerin birleşmesi'
Kitapta son dönemde “11'inci cumhurbaşkanı kim olacak” sorusunun cevabı da saklıymış. Yeni cumhurbaşkanı hangi özelliklere sahip?
Kehanete göre, Türk İmparatorluğu'nun başına geçecek 11'inci kişinin adında 11 harf var. Çok ilginçtir ki, Abdullah Gül'ün ad ve soyadındaki harflerin toplamı da 11.


Peki 11. Cumhurbaşkanı Türkiye'si nasıl olacak?
Kitapta “11'inci Prens döneminde Türk devleti, büyük bir sarsıntı yaşayıp yıkılma noktasına gelecektir” öngörüsü var. Ayrıca “Hristiyan Prensliklerin birleşmesi, Türk imparatorluğunun sonunu getirecektir” deniliyor. Bu da benim yorumumca AB'dir.

Bu kehanet son mu? Türkiye'nin geleceği nasıl şekillenecek?
Maalesef kahinler, Türk İmparatorluğu'nun 11'inci Prensi'nden sonra Türk devleti yok kabul etmiş. Türkiye ile ilgili kehanetler burada bitiyor. Bu sonuç, çok ciddiye alınmalı.

ABD tamamen harap ve türap olacak

“Yakın zamanda insanlar 888 gün sürecek bir Cehennem hayatı yaşayacaklardır.

Teröristlerin suikastleri, orduların çarpışması ve içsavaşlar sonunda milyonlarca, hattâ milyarlarca insan ölecektir.Kültürler ve dinlerarası savaşlarla parçalanan insanlık, bir yandan daaçlık ve salgın hastalıklar ve korkunç silâhların kullanılması yüzündenıstırap çekecektir.

Bu devir, yeryüzünde yaşanmış en zor devir olacaktır. Sonunda hiçbir şey satılmayacak ve alınmayacaktır. Bütün gıda maddeleri vesikayabağlanacak ve küçük bir ekmek parçası bile olsa, çalan hırsızlığınıcanıyla
ödemek rizikosunun altına girmiş olacaktır. Küremiz üzerindek isular her yerde insan kanıyla karışacak kıpkızıl olacaktır, tıpkıvaktiyle Mısır’da olduğu gibi.

İslâm fanatikleri, Avrupa ülkelerine karşı başkaldıracaklar, Avrupatitreyecek ve sarsılacaktır. Batı’da her şey tahrip edilecektir.İngiltere feth edilecek ve büyük bir sefalete düçar olacaktır. İslâmfanatikleri ve savaşçılarının iktidarı yıllar boyu devam edecektir.

Bu savaş sadece Avrupa’yı vurmayacak, dehşet yayıldıkça diğer bütünülkelere sıçrayacak ve bütün dünyayı ateşe verecek bir savaş halinedönüşecektir.

Papa II. Jean-Paul’dan sonra bir papa daha gelecektir. Onu takiben bir“Papa II. Jean-Paul” Kilise’nin başına geçecektir. Bu Papa, “PetrusRomanus” adıyla tanınacaktır, âhir zaman Papası...

Amerika Birleşik Devletleri, hürriyet adına savaş, barış ve terörizmiönleme bahanesiyle birçok ülkeyi işgal edecek, o bölgeleri bombalayacakve önüne gelen herşeyi tahrip edecektir.Bu esnada binlerce sivil insanölecektir. Amerikan politikası hiçbir sınır tanımayacaktır. Onun tekamacı dünya üzerinde ekonomik, malî ve askerî bir mutlak üstünlükkurmak ve yeryüzünü kontrol altına almak olacaktır.

Avrupa, Asya ve Afrika ülkeleri, ABD’nin kendilerini dünya hakimiyetistratejisi uğrunda kullandığını anlayınca peyderpey ona karşıgeleceklerdir.Bu büyük savaş önlenemeyecektir. Çünkü yeryüzü halkı birislah yolunu seçmeyecek, yani gerçek bir sevgi ve barışı muhtemelenistemeyecektir. İnsanlar zenginliği, zevk ü sefayı, bütün maddîdeğerleri ve sınırsız bir gücü seçeceklerdir.

Üçüncü Dünya Savaşı patlak verirse (Bizim hesaplarımız ve gözlemlerimizonu gösteriyor) bu çatışmanın faturasını siviller ödeyecektir. Sorumsuzilim adamları, askerî amaçlara yönelik klonlamalarla duygudan vevicdandan arınmış birtakım mahluklar yetiştirecekler, ayrıca son derecetahripkâr silâhlar üreteceklerdir. Bu klonlanmış mahluklarınbağımsızlıklarını ilan etmeleri ve kendi kumandalarında, insanlığıtahrip ve imha etmeleri ihtimali de gerçekleşecektir.

Dünya, şimdiye kadar benzeri görülmemiş acılara sahne olacaktır.Buhadiseler 888 gün devam edecek ve sonunda medeniyet çökecektir. Bukorkunç senaryodan sonra çeşitli salgın hastalıklar başgösterecek vedev boyutta bir açlık dünyayı kasıp kavuracaktır. Böylece insanlıkaleminin ekonomisi çökecek, herhangi bir mal üretme imkânıkalmayacaktır. Bütün besin maddeleri ve ilaçlar vesikaya bağlanacaktır.

Savaş çılgınlıkları karalarla sınırlı kalmayacak, felâketler aynışiddet ve genişlikte okyanuslara, atmosfere ve uzaya sıçrayacaktır.Gelecekte kurulacak denizaltındaki “infrastructure”le saldırıya uğrayacak ve tahrip edilecektir. Bu esnada binlerce insan canverecektir. Tahrip ve imha anaforu bu tesisler tarafından beslenecek,birtakım korsanlar, deniz birlikleri ile savaşacaktır.

Bu devirde, birtakım dünya dışı güçlerin, felâketin sorumlusu Batıülkelerine karşı harekete geçmesi ihtimalinin de gerçekleşmesimümkündür. Bu güçler, gizliliklerini terk edecek ve Batı’nın sorumsuzhareketleri yüzünden dehşete düşmüş olanların yardımına koşacaktır.

Bunlardan başka, birtakım doğal afetler ve felâketler Avrupa ve Asya’yıderinden sarsacaktır. Bununla beraber, uğradıkları bütün yıkımlararağmen bu iki kıt’a varolmaya devam edecektir.

Amerika Birleşik Devletleri için aynı şey söylenemez. O tamamen harapve türap olacaktır.Bu devlet, planladığı ve kışkırttığı dünya çapındakiçatışmalar dolayısıyla (gelecekte de hep böyle olacaktır) birçok ülkedecanlı bir kin ve nefret duygusu uyandırmıştır. Binaenaleyh bu ülke,boyutları insanlar tarafından hayal bile edilemeyecek çapta önemlifelâketlere mâruz kalacaktır. Teröristler tarafından tahrip edilenWorld Trade Center bir başlangıçtır.

Kıyamet’i andıran korkunç hadiseler sadece toplu imha silâhları veklonlanmış askerler tarafından meydana getirilmeyecektir. Yerküresi veDoğa, sorumsuz insanların kötü kullamına başkaldıracaktır.

Amerika Birleşik Devletleri’ni, şimdiye kadar benzeri görülmemişyangınlar ve kasırgalar silip süpürecektir. Bütün bu felâketlererağmen, Amerikalılar nice ülkeye yaptıkları haksızlıklarıdurduramayacaktır. Kuzey Amerika kıt’ası, en büyük felâkete uğradığızaman (Doğu sahillerini vuran fırtına mı?), kötü niyetli askerî güçlerenformatik, biyolojik, kimyevî silâhlarla vurmaya ve saldırmaya devamedeceklerdir. Bu silâhlar otonom hale gelecek ve insanlar bunlarınkontrolunu ve güdümünü ellerinden kaçıracaktır. Bu kehanetlerin enönemli noktası budur.

Dünyanın geri kalan bölgeleri felâketlerden kurtulmayacaktır. Çünkü dünyalılar çevreyi tahrip ettiler ve bu tahribatı sürdürmektedirler.

Dünya kaynaklarının tahrip edici şekilde kullanılması yüzünden,tektonik bir dengesizlik sun’î (yapay) olarak meydana getirilmiştir vebu depremlere, yanardağ patlamalarına ve tsunamilere yol açacaktır.Bunun sonunda iklimler değişecek, korkunç ve dehşetli kasırgalar vetayfunlar meydana gelecek, bütün dünya bunların yıkıcı enerjilerinemâruz kalacaktır. Bu âfetler akılalmaz çapta su baskınlarına vealışılmamış kar yağmalarına sebebiyet verecek, bundan güney ülkeleri,hattâ ekvator kuşağı bile etkilenecektir.

İnsanlığın cinneti ve özellikle yeraltında patlatılan nükleer bombalaryüzünden yerküresi uzaydaki yolundan çıkmaya başlamıştır. Dünya yavaşyavaş fakat kesin bir şekilde Güneş etrafında yeni bir yörüngeyegirecektir. Bunun sonucunda yeryüzünde yeni bir buzul çağıbaşlayacaktır.

Acılar ıstıraplar bunlarla da bitmeyecektir. Amerika BirleşikDevletler’nde iki iç savaş çıkacaktır. Neticede, öldürücü düşmanlıklaryüzünden bu ülke beş ayrı bölgeye ayrılacak, fanatik ayrılıkçılardiktatörce güçlere sahip olacaktır.

Anarşi dünyaya hakim olacak ve insanları uzun bir müddet târumar edecektir. Çeşitli hastalıklar ve salgınlar ki, bunların çoğu eskidenolmayan yeni şeyler olacak ve tedavileri bilinmeyecektir, bunlar dainsanlığı kıracaktır.

İktidar, teknoloji, maddî zenginlik, kin, intikam hırslarına kapılmışinsanlar yaratılışın değerlerini; Sevginin, Bilgeliğin, Barışın veHürriyetin câhili olarak kalacaklardır. Tıpkı, kendilerinden önceEnoch’un atalarının yapmış olduğu gibi... Bu davranışları yüzündendünyayı acıların, ölümün, yıkımın ve yokoluşun derin ve korkunçuçurumlarına yuvarlayacaklardır. İnsanlığın yaşamış olduğu en büyük veen vahim felâketin...”

Enoch Kehanetleri’nin kısa bir özeti budur. Dünya ve insanlık gerçektenböyle bir felâkete mi gidiyor? Perşembenin gelişi çarşambadan belliolurmuş. Bugüne bakınız ve gelecek pembe mi, yoksa kapkara mı, sizkendiniz hüküm veriniz.